1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Sultan Selim kaç bin Alevi'yi kesti?
Sultan Selim kaç bin Alevi'yi kesti?

Sultan Selim kaç bin Alevi'yi kesti?

Sultan Selim kaç bin Alevi'yi kesti?  Mehmet ALTAN / STARDün sabahın erken saatlerinde gazetelere göz gezdirirken, ilk sayfaların birinde,...

A+A-

Sultan Selim kaç bin Alevi'yi kesti?Sultan Selim kaç bin Alevi'yi kesti? 

Mehmet ALTAN / STAR

Dün sabahın erken saatlerinde gazetelere göz gezdirirken, ilk sayfaların birinde, diplerde “Yavuz Sultan Selim Anadolu’da kırk bin Alevi’yi öldürtmesiyle biliniyor” cümlesine rastladım... Bizim eğitim sistemimizin insanın beynini keçeleştiren resmi tarih propagandasıyla büyüyüp “Vatan, millet, Sakarya” edebiyatından fazlaca nasiplenmişler için travmatik bir cümle olduğunu düşündüm...

Osmanlı’nın en parlak ve en vahşi padişahlarından biri olan Yavuz’un başarıları sayılır dökülür de, onla beraber Alevi mezhebinden resmi olarak Sünni mezhebine geçimizden tek kelime bile söz edilmez.

Geçmişimizle vakur bir şekilde hesaplaşmaktan ödümüz patladığı ve bunları çocuklarımıza sağduyulu bir yansızlık içinde anlatamadığımızdan, örtünün altındakileri sağda solda, tek satırlık cümleler olarak görünce şaşırırız.

Şiddetin kanıyla da kavrulan bu topraklarda olup biteni tüm çıplaklığıyla anlatmak yerine, resmi yalanlarla geçmişi aklama hastalığına tutulmasaydık, her biri “okkalı açılımlara” ihtiyaç duyan bunca kökleşmiş sorunla mı karşılaşırdık?

Resmi yalanlarda ısrar, geçmişimizle yüzleşmeyi engellediği için geleceğimizi de karartıyor.

***

Bunları düşünerek, ilk sayfadaki haberin peşine düştüm:

Meğer mesele, itiş kakış yüzünden sekiz yıldır bitirilemeyen Cemevi inşaatı ile ilgiliymiş.

İstanbul Sultanbeyli’de belediye zabıtaları, kaçak olduğu gerekçesiyle müdahalede bulunmak istedikleri Cemevi’nin yöneticilerinden, kendilerine direndikleri için şikâyetçi olmuşlar.

Bunun üzerine “kamu malına zarar vermek”, “devlet memurlarının görevini engellemek” ve “kamu işini engellemek” iddiasıyla Cemevi’nin beş yöneticisine dava açılmış.

Davanın görüşülmesine geçen gün Sultanbeyli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edilmiş...

Mahkeme, hâkiminin Cemevi arazisinin önünü kapatmak isteyen belediye zabıtalarına direnen Alevilere bilirkişi raporunun hak verdiğini belirttiği son celsede, Cemevi yöneticisi Sadegül Çavuş, zabıtaların kendilerine Yavuz Sultan Selim’i örnek göstererek, ‘Yavuz Selim size az yapmış, bir Yavuz daha lazım’ diye hakaret ettiklerini iddia etmiş.

Yaklaşık 2 yıldır süren dava, Şubat 2010’a ertelenmiş.

***

Haberin internette detayları ararken karşıma ilk çıkan ise bazı köylere “Yedi Bucak Avşarları” denmesinin hikâyesi oldu, şu satırların altını çizdim:

“Yavuz Sultan Selim Ridaniye Seferinden (1517) döndükten sonra ne görsün Yedi Bucak Avşarları bulundukları yerlerde yok, hemen Yavuz Selim’e Avşarların Diyari Rum’a (Anadolu’ya) kaçtığını söyleseler de bizim Avşarlar böylelikle ölümden kurtulmuş olurlar.

Osmanlıların eline Halifelik geçtikten sonra Anadolu’da mezhep ayrımı kendisini gösterir. 1517 yılından sonra Osmanlıların Alevi olan Oğuzlara (Türkmenlere) yapmadıkları işkence kalmamıştır. Alevi toplumlarını yerlerinden kaçırıp kuş uçmaz, kervan geçmez yerlere, dağlara, orman aralarına gitmelerini ve yerleşmelerini sağlamışlardır. Kendi anlayışlarına göre ‘fetva’ çıkartıp insanlığa yakışmayan kıyımlar yaptırıyorlar. Bilhassa Yavuz Sultan Selim döneminde Avsar Alevileri çoğunlukla Toros Dağları’na yerleşiyor.

Avşar şairlerinden esas ismi Aşık Veli olan Dadaloğlu bir şiirinde;

‘Devlet vermiş hakkımızda fermanı, Ferman padişahınsa dağlar bizimdir’ der.”

***

Bu arada, Yavuz’un katliamı ile ilgili olarak:

“Safevi Devleti’nin Anadolu’daki Alevileri ‘beşinci kol’, yani istihbarat unsuru olarak, daha da önemlisi, devleti yıkacak tertipler içine girecek potansiyel bir işbirlikçi güç olarak kullanmaya kalkmasıydı. Şah İsmail’in gerçek niyetinin Osmanlı’yı Şiî bir devlete dönüştürerek bir darbede başına geçmek olduğuna ve bu uğurda çalıştığına dair güçlü kanıtlar bulunuyor” türü ifadelere de rastladım...

Günümüzde de çok aşina olduğumuz bu nevi suçlamaların bunca eski olduğunu görerek şaşkınlıktan dehşete düştüm.

Açılımı çok radikal bir hale getirip beş asırlık bir dönemi kapsamaz isek şansımız pek yok galiba...

Mehmet ALTAN

<!--

var prefix = 'ma' + 'il' + 'to';

var path = 'hr' + 'ef' + '=';

var addy13441 = 'mehmetaltan' + '@';

addy13441 = addy13441 + 'stargazete' + '.' + 'com';

var addy_text13441 = 'mehmetaltan' + '@' + 'stargazete' + '.' + 'com';

( '' );

13441 );

( '' );

//-->n

<!--

( '' );

//-->

<!--

( '' );

//-->


STAR - 23 Eylül 2009

Etiketler : , , , , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.