1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Tarhan ERDEM : İstenen kurumsal ibadet mi?
Tarhan ERDEM : İstenen kurumsal ibadet mi?

Tarhan ERDEM : İstenen kurumsal ibadet mi?

Tarhan ERDEM : İstenen kurumsal ibadet mi?Ali Babacan, nereye varacağını bilmeden “Türkiye’de sadece azınlıklar değil, Müslüman...

A+A-

Tarhan ERDEM : İstenen kurumsal ibadet mi?Tarhan ERDEM : İstenen kurumsal ibadet mi?

Ali Babacan, nereye varacağını bilmeden “Türkiye’de sadece azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorun yaşıyor!” dedi.

Arkasında durduğu” bu sözü tutarsız, gerçeklerden uzak, çocukça buluyorum. 

Tutarsız çünkü “azınlık” dediğiyle “Müslüman çoğunluk”’un, karşılaştırılabilir bir benzerliği yoktur. Toplamı yarım milyonu bulmayan grupla, 70 milyon çevresindeki bir halkın sorunları aynı cümleye sığar mı? Sonra, varsa bunların sorunlarının birbiriyle ilişkisi kurulabilir mi? Bir örnek vereyim: Bir bakan, “Türkiye’de Ermeni okullarının Ermenice öğretim verecek öğretmen sorunu olduğu gibi, Türk okullarında da öğretmen sorunu var” derse, ne ile neyi karşılaştırıyorsun denmez mi?

Müslümanların dini özgürlüklerle ilgili sorun yaşaması konusuysa ayrı bir bilgisizlik. Babacan’ın, “dini” yerine “inanç özgürlüğü” demesi daha doğru olurdu. Bu iki özgürlük arasında küçük ama siyasal hayatta önemli sayılabilecek fark vardır. Herhalde sadece İslam dinine mensup olan Müslümanların dini özgürlüğünden bahsedilmiyor; söz konusu olması gereken, hangi dinden olursa olsun kişilerin inanç özgürlüğüdür.

İnanç özgürlüğünü dini vecibelerin yerine getirilmesiyle sınırlı gördüğü için Babacan’ın “dini” kelimesini seçtiği anlaşılıyor. Bu özgürlüğün daha geniş alanı kapsadığını düşünüyorum.

İnançsızların inançsızlık özgürlüğüyle birlikte, bir dine mensupların da, dini vecibelerini anlama ve uygulama özgürlüğünü de içerir inanç özgürlüğü... Aksi düşünce, insanı ilmihal kitaplarıyla sınırlar. Babacan’ın sözleri, İslam dinini, günlük vecibelerinin tanımlarıyla sınırladığını, fikrinin sadece o vecibelerde kaldığını düşündürüyor! 

Dışişleri Bakanımızın söylediği, Müslümanların yaşadığı “dini özgürlüklerle ilgili sorun” neler olabilir diye düşünüyorum; bulamıyorum. Gerçekten, hangi anlayışta olursa olsun, Türkiye’de Müslüman bireyler devleti kendine uydurmak dışında ne yapamıyor?

Bakar mısınız; sorun varmış! Müslümanların dini özgürlük bakımından sorunu varmış!

Gerçekten böyle midir? O halde, Müslüman yuttaşların yapmak istedikleri ama yapamadıkları, Babacan’ın da saymadığı, ya da sayamadığı vecibeler vardır.

Zorunlu din dersi vardır, dini kurumlar vergilerle finanse edilmektedir, bireylere dini vecibelere uyması ihtar edilmekte, oruç tutmayan bir kişi sokak ortasında dövülmekte, bazı namaz saatlerinde bazı yerlerde devlet daireleri boşalmaktadır ama bunlar Babacan’a yetmemektedir.

Bu, gerçekten anlaşılması zor bir durumdur. Belki de son aylarda duyulmaya başlanan bir şeydir istenen: Bireysel özgürlük yetmez, dini kurallar toplumsal kurumları da bağlamalıdır!

Bu mudur istenen?

Tarhan ERDEM
RADİKAL - 2 Haziran 2008

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.