1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. MAKALE

  4. Türker ALKAN : Dinde zorlama olur mu?
Türker ALKAN : Dinde zorlama olur mu?

Türker ALKAN : Dinde zorlama olur mu?

Türker ALKAN : Dinde zorlama olur mu? Danıştay'ın din dersleriyle ilgili kararı Diyanet İşleri Başkanı'nı çok kızdırmışa benziyor:...

A+A-

Türker ALKAN : Dinde zorlama olur mu?Türker ALKAN : Dinde zorlama olur mu?

Danıştay'ın din dersleriyle ilgili kararı Diyanet İşleri Başkanı'nı çok kızdırmışa benziyor: "Alevi öğrencilerin din derslerinden muaf tutulması kararı, üç-beş hasta yanlış tedavi edildi diye hastane kapatmaya benzer" diyor.

Gerçi 'Teşbihte hata olmaz' derler, ama sayın Ali Bardakoğlu'nun bu benzetmesi pek de yerine oturmamış doğrusu. Din dersleri anayasal zorunluluktur. Belli ki Bardakoğlu'nun ve onun gibi pek çok din adamının gözünde sosyal hastalıkların tedavisinde kullanılan bir çeşit ilaçtır.

Hastalar hastaneye kendi rızalarıyla gelirler ve istedikleri zaman tedaviyi reddetme hakları vardır. Oysa din dersleri anayasal zorunluluk olduğu için öğrencilerin 'Ben bu dersi almıyorum' diye tedaviye karşı çıkma hakkı yok. Bir taraftan 'din ve vicdan özgürlüğünü' savunan insanların diğer taraftan ('dinde zorlama yoktur' ilkesini görmezlikten gelerek) din derslerini zorunlu yapmalarındaki çelişki ortada. Laik bir devlet yönetiminde okullarda zorunlu din derslerinin olmaması gerekir. 'Dinler Tarihi', 'Din Sosyolojisi' gibi dersler elbette olacaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı 'Din derslerinin içeriğini değiştirdik' diyor. Neyi değiştirdiler bilmiyorum, ama şu anda ilköğretimde tanıdığım öğrenciler var, düpedüz din eğitimi görüyorlar. Din kültürü diyebileceğimiz bir eğitim görmedikleri gibi, öğretmeler de 'din kültürü' verecek biçimde yetiştirilmiş değil.

Sorunu salt 'Alevilerin benimsemedikleri inanışlara zorlanması' olarak görmek de yanlış olur. Türkiye'de kaç Alevi var, bilmiyorum. 15-20 milyonu bulur, diyenler var. Haydi bu abartılı bir sayıdır diyelim, 5 milyon olsun. Sayın Bardakoğlu'nun dediği gibi üç-beş hastadan ibaret değil şikâyetçiler. Fakat "Ben çocuğumun kendi inancıma aykırı biçimde eğitilmesini istemiyorum" diyen insan sayısı 5 milyon değil de beş kişi bile olsa, devletin bu çocuklara zorla inanç benimsetme hakkı var mıdır?

Ve neden 'din dersi' denince sadece Aleviler akla geliyor? Bu ülkede Hıristiyanlar, Museviler, dinsizler, ateistler, agnostikler ve daha adını bile koyamayacağımız neler var neler. Neden herkes aynı biçimde düşünmeye, aynı şeylere inanmaya devlet tarafından ve anayasayla zorlanıyor?

'Zorunlu din dersleri' için ileri sürülebilecek çok daha temel bir itiraz var: Dini inanç, felsefi, sosyolojik, psikolojik, tarihi boyutları olan çok önemli bir konudur. İlköğretim çağındaki çocukların bu konularda tutarlı, sağlıklı bir görüş geliştirmeleri son derece zordur. Bu çağda gerçekleştirilen şey, eleştiriler bir tutum geliştirmekten çok çocuğun koşullandırılması olmaktadır. Daha da kötüsü, 'cehennem ateşi, sırat köprüsü, günah...' gibi korkutucu unsurlara yapılan vurgu, çocuklarda olumsuz tepkilerin doğmasına neden olabilir. Bu ise salt Alevilerin değil, herkesin sorunudur. Demem o ki, 'din kültürü' diye bir ders olabilir, yararlı da olur. Ama içeriği bilimsel olarak hazırlanırsa, öğretmenleri ona göre eğilirse ve ilköğretimde değil, lisenin son sınıfında verilirse ve zorunlu olmazsa...

Bütün bunlar mümkün olur mu? Sanmıyorum. En azından şimdilik...

Türker Alkan
RADİKAL - 8 Mart 2008

Etiketler : , , , , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.