Türkiye Madımak Müzesi'ni beklerken...

Türkiye Madımak Müzesi'ni beklerken...

Türkiye Madımak Müzesi'ni beklerken...Nihal Kemaloğlu / AKŞAMYüzyılın takviminde kalmış bir tarih değil 2 Temmuz 1993!16 yıl önce...

A+A-

Türkiye Madımak Müzesi'ni beklerken...Türkiye Madımak Müzesi'ni beklerken...

Nihal Kemaloğlu / AKŞAM

Yüzyılın takviminde kalmış bir tarih değil 2 Temmuz 1993!

16 yıl önce vicdanımızda, ruhumuzda açılan derin hançer yarasının tarihi...

Ödeşemediğimiz utancımızın ve tutmayı hak etmediğimiz bir yasın tarihi.

Nasıl yas tutacağımıza, sevdiklerimizi nasıl kaybettiğimiz de dahildir.

Bugün 2 Temmuz, geçen 16 yılda olduğu gibi gelen ve dik dik gözlerimize bakan tarih.

Artık ne yüzümüzü kaçıracak ne de gözlerimizi çevirecek yönümüz kalmamış olmalı.

Medeniyete geç kaldığımız gibi onlara da geç kaldığımızı hatırlıyoruz.

Dilimizdeki 'insanlık' ve 'uygarlık' güzellemelerinin arkasındaki laneti gördüğümüz zamandı.

Madımak Oteli'ne varamadığımızı ama gelen dehşetin çığlıklarını TV'lerden izlediğimizi de.

Kimse oraya gidemiyordu, ülkenin elleri kolları durdurulmuştu, gözlerimiz ekranda kalmıştı.

Hepimiz zanlıydık, onları Madımak'tan kurtarmamıştık!

Tarihin kirli sayfaları Sivas'ta yine canlanmış ve 35 can almıştı.

Kaç kadim kültürün sindiği topraklarda yine ölümün boy göstermesinde kimin kabahati yoktu ki? 

Kendimizi inandırdığımız çağdaşlık imajımızda 2 Temmuz 1993'te kapkara duruyor.

Gelişmiş bir ülke olduğumuz pozuna girdiğimiz tüm zamanlarda da.

Mozaik, ebruli, melez bir coğrafya romantizmi Madımak'ta bitti.

'Çağdaş' ülkemiz, sanat müzesi değil tarihe ibret Madımak Müzesi'ni bekliyor. 
 
Bugün kınama dolu nutuklar atmasın siyasiler 'unutmadık, unutmayacağız' hiç demesinler!

16 yılda Madımak Oteli'nden önce kebapçı, şimdi de 2 Temmuz'a yetiştirilmeyen bir müze yapamadıklarını bilsinler ve sussunlar...

Madımak Müzesi çocuklarımıza başımızı eğerek anlatacağımız büyük bir utancın yakın tarihteki mekanı olsun!

Biz de Madımak katliamından geride kalan dizelerde deyişlerde kendimizi arındırmaya çalışalım.

Kimsenin onlardan almaya gücünün yetmeyeceği sesleri, sazları ve sözleriyle bize tevekkülü yine onlar öğretiyor.

Akarsuyu Aşk'a yaktı Yaradan

Ömür bir gün gibi geçti aradan

İşte geldim gidiyorum dünyadan,

Oturmuş bekliyor kuru sal beni,

             Muhlis Akarsu

Yüzünde gezginci bir adam hali;

Sazı ve heybesiyle,

Küçük bir garaj kahvesinin önünde

Bekleyen biri gibi.

Ay dokunmuş omuzuna bir akşam vakti.

O günden beri bakışlarında,

Bir otobüs penceresinin hızla geçişi.

          Metin Altıok

İnsanlar Hakk'ın mekanı

İnanmazsan aç Kuran'ı

Sakın hor görme insanı

Nesimi der her yaşında

İnsan sevdası başında

Kötü huylunun dışında

Sev insanlığı sev kardaş

         Nesimi Çimen

Bir yaz günü oldu bunlar

gri yağmurlar yağıyordu.

çekildi bütün kılıçlar

ben bir yanda, rakip hayat

denizse köpürüyordu

ve şarkılar söylüyordu

alabildiğince bir siren

ölmemi istemiyordu.

       Behçet Aysan

Onlar ve Asım Bezirci, Halis Gültekin, Asaf Kolçak, Semahçı gençlerimiz, 12 yaşındaki Koray ve 14 yaşındaki Menekşe'nin aziz hatıralarını tarihle olan tekinsiz ilişkimize yeniden gömmemek üzere.

Nihal Kemaloğlu

<!--

var prefix = 'ma' + 'il' + 'to';

var path = 'hr' + 'ef' + '=';

var addy83327 = 'nihal.kemaloglu' + '@';

addy83327 = addy83327 + 'aksam' + '.' + 'com' + '.' + 'tr';

var addy_text83327 = 'nihal.kemaloglu' + '@' + 'aksam' + '.' + 'com' + '.' + 'tr';

( '' );

83327 );

( '' );

//-->n

<!--

( '' );

//-->

<!--

( '' );

//-->

 
AKŞAM - 2 Temmuz 2009

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.