1. HABERLER

  2. TÜMÜ

  3. TARİH

  4. Ulaş Bardakçı (19 Şubat 1972)
Ulaş Bardakçı (19 Şubat 1972)

Ulaş Bardakçı (19 Şubat 1972)

19 ŞUBAT 1972... THKP-C LİDERLERİNDEN ULAŞ BARDAKÇI ARNAVUTKÖY'DE ÖLDÜRÜLDÜ     'Adım adım büyük...

A+A-

Ulaş Bardakçı (19 Şubat 1972)19 ŞUBAT 1972... THKP-C LİDERLERİNDEN ULAŞ BARDAKÇI ARNAVUTKÖY'DE ÖLDÜRÜLDÜ   
 
'Adım adım büyük takip'

19 Şubat 1972... THKP-C liderlerinden Ulaş Bardakçı, Arnavutköy'de saklandığı bir evde sabah saat 07.00 sularında öldürüldü. O gün sabaha karşı Fındıkzade'de Tevfîk Fikret Sokak'ta bulunan Kısmet apartmanı saat 03.00 gibi basılmış, çıkan çatışmada Maltepe Askerî Tutukevi'nden kaçan Ziya Yılmaz ile evde bulunan Şerafettin Serdar, Osman Cahit İyigün, Hüseyin Özkan, Safiye Özkan ve Lâle Dedealp yakalanmıştı.

Yaralı yakalanan Ziya Yılmaz, Şerafettin Serdar, Osman Cahit İyigün, Hüseyin Özkan hastaneye kaldırılmış ve operasyon devam etmişti. İkinci baskın Arnavutköy'de Ulaş Bardakçı'nın saklandığı eve yapılacaktı... Bilindiği gibi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamlarını engellemek için THKP-C tarafından yapılan bir dizi eylemin sonuncusu 30 Mart 1972'de Kızıldere'de sona ermişti.

HEYECANLI CUMARTESİ

Dönemin popüler dergilerinden Hayat dergisi bu olaya büyük fotoğraflarla tam on sayfa ayırmıştı. Koray Güney ve Deniz Banoğlu imzalı haberin fotoğraflarını Kutlu Ertuna ve Atılay Gülen çekmişti. Haber, derginin kapağında şu satırlarla duyuruluyordu: "Şehir eşkıyasını ele geçirmek için girişilen 'operasyon'un görülmemiş resimlerle 10 sayfalık albümü Büyük Takip..." Hayat dergisinin 2 Mart tarihli 10. sayısında yer alan "Büyük Takip" başlıklı yazıdan bir bölümü noktasına virgülüne dokunmadan aktaralım:

"Güvenlik Kuvvetleri bu defa da Arnavutköy Üvez Sokak 8 numaralı apartmanın zemin katını sardılar. Bu cumartesi oynanan oyunun ikinci perdesiydi!..

Saatlerin 07.00'i gösterdiği sırada, iki çelik ye-lekli polis memuru, Ulaş Bardakçı'nın gizlendiği dairenin boş olan karşı dairesinden içeri girerek, Lâle Arıkdal'a ait kapıyı çaldılar. Genç kız kapıyı gayet sakin açtı:

- Buyrun, dedi. Arayabilirsiniz.

Polis memuru Tamer Gürbüz salona doğru giderken, arkadaşı Reşat Okutan da holün sonundaki odanın kapısına uzandı. Daha kapı aralanır aralanmaz, içeriden bir kurşun yağmurudur başladı. Okutan kasığından ve bacağından aldığı yaralardan yere diz çökerken 'vuruldum' diye inledi. Tamer Gürbüz derhal sesin geldiği odaya doğru koştu. Atılan iki kurşun onu da yaraladı.

İki polis memuru vurulmuş, ama silah sesleri kesilmemişti. Karşılıklı çatışma iki dakika kadar sürdü. Sonra, dairenin içi sessizliğe gömüldü. Bu sessizliği polis memuru Kesat Okutan'ın haykırışı bozdu: 'Vurdum onu... Vurdum... Öldürdüm... Öldürdüm...' Şehir eşkıyası Ulaş Bardakçı vücudunun çeşitli yerlerinden aldığı kurşun yaralarıyla cansız yere uzanmıştı.

Üst katta Emniyet 1'nci Şube Müdürü Mahmut Dinler'in oturduğu Üvez Sokaktaki 8 numaralı apartmanın bodrum katını bir yıl önce arkadaşı Şule Sönmezlerle birlikte tutan Lâle Arıkdal'a gelince: İki polis memuru içeri girer girmez apartmanın üst katta oturan apartman yöneticisi mimar Turhan Giritli'nin açık duran daire kapısından girip, kendisini kurşunlardan korumuştu. Bir kitabevinde çalışmakta olan Lâle, Emniyet Müdürlüğü'ne götürülürken 'Benim olayla ilgim yok, beni neden götürüyorsunuz' diye feryat ediyordu!

SIRADA KİM VAR?

Heyecanlı cumartesiyi hazırlayan olayların başlangıcı, bundan üç ay öncesi 29-30 Kasım gecesi Kartal Askerî Tutukevi'nde cereyan eden olaylara dayanıyordu. Tutuklu şehir eşkıyalarından Mahir Cayan, Cihan Alptekin, Ulaş Bardakçı, Ziya Yılmaz ve Ömer Ayna bulundukları koğuştan kaçıyor ve izlerini kaybettirmeyi başarıyorlardı. (...)

Şimdi Maltepe kaçaklarından geriye üç şehir eşkıyası kalıyor: Mahir Cayan, Cihan Alptekin ve Ömer Ayna... Bakalım Güvenlik Kuvvetleri'nin kararlı takibi, nerede ve nasıl sonuçlanacak?.."

* * *

Ulaş Bardakçı (1947-1972)

1947 yılında Nevşehir'in Hacıbektaş kasabasında doğdu. ODTÜ'de okudu. ABD'nin Ankara büyükelçisi Robert Komer'in makam aracının ODTÜ bahçesinde yakılması eylemine katıldı (15 Ocak 1969). Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) içindeki tartışmalara aktif biçimde katıldı. Gençlik arasında Milli Demokratik Devrim (MDD) tezlerinin etkisinin artmasında önemli bir rol oynadı. Devrimin ancak savaşçı bir partiyle mümkün olabileceğini savundu. THKP-C'nin kuruluşuna katıldı ve parti tezlerinin ortaya çıkmasında etkili oldu. THKP-C'nin ilk genel komitesinde yer aldı ve para, malzeme bulma işleriyle görevlendirildi.

THKP-C'nin ilk silahlı eylemi sayılan Küçükesat Ziraat Bankası (Ankara) soygununa katıldı (12 Şubat 1971). İstanbul'da, İsrail başkonsolosu Efraim Elrom'un kaçırılması eyleminde yer aldı (17 Mayıs 1971). 19 Şubat 1972 sabahı İstanbul'da Arnavutköy'de öldürüldü.

(Kaynak: "Türkiye Solu Sözlüğü - Solun Yüzyıllık Öyküsü", İnönü Alpat, Mayıs Yayınları, İzmir 1998.)

* * *

Hele Ulaş'a Ulaş'a... Ulaş benzerdi güneşe...
Anadolu
Çıplak
Yalınayak
Karnı aç
istediği
Bir lokma ekmek
Bilmez tatlı yemez
Girer patronun cebine emek
Bir yanda
Kadehler yanyana
Şampanyalar
Patlar
Yalınayak çocuklar
Yok bir lokma ekmek
Karınlarını doyurmaları gerek
Suçları
Fakir olmak
Ağlamak istiyorum
Ağlamak.
Ulaş'ın kendi yazdığı şiirlerinden

FEZA KÜRKÇÜOĞLU
BİRGÜN  - 20 Şubat 2008

THKP-C liderlerinden Ulaş Bardakçı anıldı   
 
Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi (THKP-C) yöneticileriden Ulaş Bardakçı İstanbul Arnavutköy'de 19 Şubat 1972'de öldürülmesinin 36. yıldönümünde de anılmaya devam ediliyor. Anma törenine, 68'liler Dayanışma Derneği, Devrimci 78'liler Federasyonu, Ankara 78'liler Derneği, Özgürlük ve Dayanışma Partisi ve Devrimci Gençler katıldı.

'Ulaş Devrimci Yolumuzda Yaşıyor', 'Ulaş Bardakçı Ölümsüzdür', 'Faşizme Ölüm Tek Yol Devrim', 'Mahir Hüseyin Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş' sloganlarının atıldığı törende Devrimci 78'liler adına yapılan konuşmada, "Ulaş, 12 Mart darbesinin ardından devrimci gençlere yönelik başlayan operasyonlarda öldürüldü. 12 Mart darbesini gerçekleştirerek ülkeyi karanlığa sürükleyenler yargılanmadı. Bugün 12 Mart ve 12 Eylül'ün sorumlularının yargılanmasının anlamı, darbelerle hesaplaşmak ve öldürülen gençlerin kanlarının yerde kalmaması anlamına gelecektir" denildi.

Devrimci Gençler adına bir açıklama yapan Deniz Bulunmaz da, "Ulaş Bardakçı ve arkadaşları, yalnızca fikirleri ile değil yaşamları ile kültürleri de bizlere büyük bir miras bırakmıştır ' dedi. Konuşmaların ardından Mahir Çayan ve Deniz Gezmiş'in mezarları ziyaret edildi.

ÖNDER İŞLEYEN
BİRGÜN  - 20 Şubat 2008

Etiketler : , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.