Vakit Gazetesi Yazarı Alevilere Nefretini Kustu

Vakit Gazetesi Yazarı Alevilere Nefretini Kustu

Hasan KARAKAYA : Sünni-Alevi gerginliğini kim, neden istiyor?Birkaç gündür, kafam bir soru ile meşgul... Merak ediyorum, "Alevileri...

A+A-

Hasan KARAKAYA : Sünni-Alevi gerginliğini kim, neden istiyor?Hasan KARAKAYA : Sünni-Alevi gerginliğini kim, neden istiyor?

Birkaç gündür, kafam bir soru ile meşgul... Merak ediyorum, "Alevileri bir kışkırtan mı var?"... Eğer böyle ise, bu kışkırtma "içten" mi, "dıştan" mı?... Eğer içten ise, bu kışkırtıcılar "dede"ler mi, yoksa "vakıf ve dernek başkanları" mı?.. 
 
"Dıştan" ise "Avrupa" mı, "Amerika" mı?.. "Kışkırtma" her nereden ve kimden olursa olsun, birileri; son günlerde fena halde kaşıyor Alevilik sorununu... Ekranlar, "Aleviler"den ziyade "Aleviciler"le dolu... Aleviliği, bir "inanç" olarak değil de "ideoloji" olarak gören "Aleviciler"le!.. Yani, "Aleviliğin rantını yiyenler"le!.. Adam, açık açık diyor ki; "Aleviler arasında ideolojik birlik yok... Bu yüzden eziliyorlar!"

Evet, aynen böyle diyor!.. Ulan ebleh, ulan salak; "Alevilik" kim, sen kim?.. Alevilik bir "inanç şekli" değil de, bir "fikir" midir ki "ideolojik ayrılık" olsun?!?..

Ama, adam "Alevi" değil, "Aleviliğin rantını yemek" isteyen bir "Alevici!"

MEDYADAN YANGINA KÖRÜK!

Biliyorsunuz, bu tartışmalar bazı Alevi dernek ve vakıflarının, Başbakan Tayyip Erdoğan'ı "Muharrem Ayı"nda bir akşam "iftar yemeği"ne davet etmesiyle başladı.

Başbakan da, sanıyorum bu "nezaket"e jestle karşılık verip; AK Parti Milletvekili Reha Çamuroğlu'nu, "Alevilerin sorunlarını araştırmak"la görevlendirdi.

Reha Çamuroğlu, olayın bu boyutunu şöyle açıkladı:

"Başbakanımız problemlerin halının altına süpürülerek çözülemeyeceğini çok iyi bilen bir siyaset adamı. Bu konuda bir irade ortaya koymuştur. Biz de bunun gereklerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Aleviliğin, devlette mutlaka temsil edilmesi gerekir... Genel Müdürlük oluşturma konusunda net bir şey yok. Türkiye'de Alevilikle ilgili bir kuruma ihtiyaç var. Çözüm metotlarını araştırıyoruz. Bütün sorunlar masaya yatırıldı, çözüm önerileri sayın Başbakan'la konuşuldu. İstişareler yapılacak."

Vayy sen misin böyle konuşan?..

Bir yandan "Reha Çamuroğlu'nun Aleviliği"ni tartışmalar, bir yandan Hükümet'e saldırılar!..

Ehh, bir yerde "kavga" olur da "ara kızıştırıcı medya" eksik kalır mı?

Derhal devreye girdiler ve başladılar "kızıştırma"ya!..

Bu arada; her ne hikmetse "Alevilere yapılan baskılar"(!) birdenbire artmaya ve manşetlere çıkmaya başladı!..

Hayır, "hiçbirinin aslı yok"tu... Meselâ Amasya'da, "4 kız öğrenci"nin "Alevi" oldukları ve "dini baskı" gördükleri iddiasıyla okul değiştirmek zorunda kaldıkları iddiası "palavra" çıkmıştı!..

Mesela; İstanbul Esenler'de bir lisede, "Ramazan gününde derste yemek yediği" için uyarılan öğrencinin "Alevi" olduğundan değil, "tembel bir öğrenci" olduğu için uyarıldığı anlaşılmıştı... Ayrıntıları ve "olayın aslı"nı yarınki Vakit'te okuyacaksınız!..

Ve Sivas'ın Çatalkaya köyündeki olay... İstanbul'daki Alevi dernekleri, son 10 gündür bir bardak suda fırtına koparmaya çalışıyor... Neymiş, "Alevi köylerine imam atanarak Sünni baskı uygulanıyor"muş!.. Neymiş, "Atatürk ve Hz. Ali'nin fotoğrafları duvardan indirilip bir yere konulmuş!"

Vali Veysel Dalmaz'dan öğreniyoruz ki; o bina 1986'da zaten "cami" olarak inşa edilmiş ama "cemevi" olarak kullanılmış!..

Kaldı ki;

"Cami" de olsa, "cemevi" de olsa, orası bir "ibadethane"dir, yani orada "resim/fotoğraf" olmaz ki!..

Ama adamlar, "ibadet"le ilgili olmadıkları ve "Aleviliğin sadece rantını yedikleri" için yaygara koparıyorlar!.. Tabiî, bir de "saltanatlarını korumak" için!..

BUNLARIN HANGİSİ ALEVİLİK?

Biliyorsunuz... Bir süre öncesine kadar, Marksist Faik Bulut'un ortaya attığı "Ali’siz Alevilik"e dört elle sarılmışlardı...

Daha sonra, "Alevilik Anadolu İslâm'ının adıdır" demeye başladılar... Şimdi ise, "Alevilik İslâm dışıdır" diyorlar!..

Niye böyle diyorlar?..

Çünkü, işin içinde “rant” var...

Bakın, Anadolu Alevi Bektaşi Kültürünü Tanıtma ve Yayma Derneği Başkanı Ali Çoban ne diyor?.. Aleviliği İslâm’dan ayrı göstermek isteyenlerin belli bir rant hesapları içinde olduklarını söyleyen Ali Çoban, devam ediyor: “Avrupa’da dinlerle ilgili bir fon ve havuz vardır. Farklı bir din veya inanış olduğunu ispat edebilenler bu fondan pay almaktadırlar. İşte bu havuzdan faydalanmak için Alevi toplumu feda eden bu zihniyet, kendi çıkarları için yaygara koparmaktadır. Bu nedenle tüm Aleviler ve İslâm toplumu bunları iyi tanımalıdır."

Kendisi de bir "Alevi Dedesi" olan Çoban, ilginç bir tesbitte de bulunuyor:

"Bunların Alevi olmadıkları gibi hiçbir dine de inanmadıkları aşikardır. Bu insanlar yıllardır aynı slogan ve söylemle içlerindeki kin ve nefreti yayma çabasını sürdürmektedirler. Bu iddialara karşın Alevilerin kalpleri ve gönülleri Allah, Peygamber, Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi ile dolu olup, onlarla çarpmaktadır."

Son derece enteresan tesbitler... Hani, "para için dinini de satar, imanını da!" şeklinde bir söz vardır ya; "Aleviliği İslâm'dan ayrı göstermek isteyenler"in rant hesapları da böyle bir şey olsa gerek!..

Ortada bir "havuz" var!..

Durma, doldur testini!..

Hele de, lügatinde "inanç" yazmıyorsa!.. Ya da, "inanç" kavramını bir "garnitür" olarak kullanıyorlarsa!..

DERNEKLERİN ÇOĞU SİYASİ AMAÇLI!

"Alevilerin nasıl kullanıldıkları"nı yıllar önce sayın Hasan Meşeli gündeme getirmişti...

Hem de "çarpıcı tesbitler"le...

Peki, kimdi Hasan Meşeli?..

Meşeli, bir “Alevî” olmaktan da öte, “Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Vakfı”nın başkanı.

Dahası, Malatyalı!..

Söyledikleri; bana göre "çok çarpıcı tesbit"ler.

Bunları;

Döndüre döndüre ve defalarca yazmakta yarar var...

Yazılmalı ki;

“Alevî” olduklarını söyleyen, ama aslında “Marksist ve ateist ideoloji”lerin pençesinde kıvranan vatandaşlarımız anlasınlar nasıl bir “tuzak” ve “senaryo” ile karşı karşıya olduklarını!..

Bakın ne diyor sayın Hasan Meşeli:

“Özellikle Alevî gençliği büyük bir boşluk, bunalım ve arayış içerisindedir. Marksist ve ateist ideolojiyi çeşitli oryantalist yazarlar empoze etmeye çalışarak, Alevîliği İslâm dışı gibi göstermeye çalışmaktadırlar.

Anadolu Alevîliği adı altında yapay ve dogmatik bir din icat etme girişimleri mevcuttur. Bunun kaynağı yurtdışıdır. Batılı oryantalistler, dinsel/ inançsal açıdan büyük bir boşluk içerisinde kalan, arayış içerisinde olan bu toplumu İslâm’dan ayırmak için oyunlar oynamaktadır.

Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Pir Sultan Abdal’ın ve Hz. Ali’nin isimleri kullanılarak yıllardır Türkiye’de çeşitli vakıf ve dernekler kurulmaktadır.

Ama ne acı ki bu derneklerin çoğu siyasi amaç ve maksatlıdır.

İşte biz Malatya’da bu yanlış gidişata dur diyebilmek için, Türkiye’de milli birlik ve beraberliği sağlamak için gayret gösteriyoruz.”

DİN ÜZERİNDEN ÇATIŞMA!

Meşeli'nin bu sözlerinden benim anladığım şu:

“Alevîlik” boşaltılmış, bu boşluk “Marksizm” ve “Ateizm” tarafından doldurulmuş!..

Adam “Allah” demiyor ki, kalkıp “imam” olsun!..

Adam;

Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri adına “dernek” kuruyor, ama “hac”ca karşı!

O mübarek zatın;

“Mukaddes Topraklar”a gidip de yüz sürdüğü, etrafında tavaf yaptığı “Kâbe-i Muazzama”yı bile tanımıyor!

N’oluyor böyle olunca?..

Hasan Meşeli’nin dediği oluyor:

“İslâm’a karşı” ve “İslâm’dan soyutlanmış bir Alevîlik" çıkıyor karşımıza!

Adam “Alevîyim” diyor, ama Hz. Ali (ra) Efendimiz’den bîhaber!..

Hatta;

O’nun “yaşantı”sına karşı!

İşin garibi;

“İşte asıl Alevîlik bu!” diyenlere de cephe alıyorlar ve hatta “hain” ilan ediyorlar onları!..

Niye?..

Çünkü, bu işte “rant” var!

“Dedeyim” denildiğinde akan sular duruyor!..

Ve de;

Oluk oluk para akıyor!

Hem içeriden, hem dışarıdan!

Öyle ya;

“İslâm dışı” bir şekle büründürülecek ve “Marksist/Ateist ideoloji”lerle kuşatılacak bir Alevîlik, pekalâ “Sünnî”lere karşı kullanılabilir ve pekalâ bir “Alevî-Sünnî çatışması” yaşatılabilir!

Ne dersiniz;

"Kürt-Türk çatışması"nı beceremeyenler, şimdi "Sünni-Alevi çatışması"nı körüklemek istiyor olamaz mı acaba?..

Kartel de "görev"ini mi icra ediyor?!?

Kulağa hoş gelen içi boş başlık!

Dünkü gazetelerden birinde, güzel bir başlık:

"Zafer Hoca hak arıyor!"

Gerçekten güzel bir başlık... Zafer Üskül başkanlığındaki TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komiyonu, oruç tutmayan kız öğrenciyi sorgulayan, "Aleviyim" diyen erkek öğrenciyi döven "lise öğretmeni"ni olay mahallinde araştırıp "TBMM raporu"na sokmuş!..

Olay her yönüyle "yalan" olsa da, Zafer Üskül'ün yaptığı "araştırma" son derece güzel!..

Evet, "ezilen"lerin, "mağdur" edilenlerin, "ayrımcılığa maruz kalanlar"ın haklarını aramak çok güzel!..

Ancak, "hak arayan" Zafer Hoca'yı; şahsen ben Adana Kozan'da da görmek isterdim...

Gitsin; İHL öğrencisi Tevhide Kütük'ün haklarını araştırsın!..

Gitsin, bir genç kızın "incinen onur"unu yerinde incelesin!..

Ve eğer "millet adına hesap sorabiliyor" ise; Binbaşı Hüseyin Çopur'a hesap sorsun!.. İşte o zaman, ben de başlık atayım: "Zafer Hoca zalimlerin ensesinde!"

Ama hayır!.. Gazetenin başlığı güzel ve kulağa hoş gelse de içi boş!..
 
Hasan KARAKAYA
Vakit - 09.12.2007

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.