Vasiyet

Vasiyet

Aleviler'in aşkından cefasına, coşkusundan ibadetine kadar olmazsa olmazı olan tek enstrüman sazın tarihine aklı ermeyen, tarihi gerçeklerden kaçanlara söylenecek söz yoktur.

A+A-
Vartolu Dewresê Gewr soyundan Pir Müslüm Akşahin hastanede yatıyordu, yıl 2001 idi sanırım. Kendisini ziyaret ettim, muhabbet arasında sordum: "Pirim, hangimiz ne zaman Hakka yürürüz bilemeyez. Bir gün siz hakikate yürürseniz nasıl uğurlanmak istersiniz, beyitlerle mi, bildiğimiz cenaze merasimi ve dua ile mi?"
İnsanı Kamil'di Baba Müslüm. Kendi talibi dahil zamanının ehli kamillerinin elinden pişmiş bir zat idi. Bana şu cevabı verdi:
"Elbette beyitlerle uğurlayın beni, hakkı budur." Üç gün sonra hakikate erdi. Bielefeld Alevi derneği Cemevinden. Baba Müslüm’ün ömründe hep ruhunun nefesinin gıdası olmuş beyitlerle uğurladık.
Ondan önce Malatyalı genç kardeşimiz Vahap Baba’yı ani bir kalp krizinden ötürü kaybetmiştik. Dostları yine muhteşem bir konserle Bielefeld Alevi derneğinden uğurladılar. Dêsım Ovacık, Kedek (Çêdage) köyünden Zeynel Dede yıllardır cenazelerde beyit ve mersiye söyleyerek hizmet verir.
Ehli Haklar da cenaze töreni, saz eşliğinde beyit ve nefeslerle yapılır. Arif Sağ gibi bir Alevi müzik dehası eşini beyitlerle uğurladı. Sanırım bu kadar örnek yeter.
Engin Nurşani'nin uğurlama erkanında dostları, hemde kendilerini bilen, rüşdünü ıspatlamış dostları, müzikli bir uğrulama yaptılar. Orada molla kılıklı ve sesli o uyduruk yalaka hocadan rahatsız olmayıp, Alevi müziğinden rahatsız olanların aklına şaşmamak elde değil. Bu kadarıyla kalıp noktalayayım.
 

Ben ölürsem, ailem ve çocuklarım ne yapmalı?
 

"Allahu Ekber" diye bir çağırım asla duyulmamalıdır; çünkü asırlardır Aleviler, Işık bendesi-İqrar yolcuları (Allahu ekber) çığırtkanlığıyla başlayan sesler eşliğinde katledildiler. Maraş'ta kazanda kaynatılan çocuk, Dêsım'de anne karnından sökülen bebek, Sivas'ta yakılanlar. Kerbela'daki katliam ve cümle canların katledilmeleri, soykırımları zalimlerin ortak sloganı (Allahu Ekber) eşliğinde di.
 
İnsanım, hatalarım ve sevaplarımla gönüller ihya ettiğim gibi, gönüller de kırmışım. Ben yaşarken hangi gönüllerde kendime yer bulmuş isem, o gönüller benim gerçek cennetimdir. Asla ve asla bana, "mekanı cennet olsun" demeyin. "Mekanı gönlümüzdür" derseniz, riyasız, gösterişsiz, en makbulü olur. Zira Alevilik'te hurili, kılmanlı, şaraplı ne bir pavyon nede bir kerhane yoktur. Hele hele, (tomurcuk memeli kızlar, her birliktelik sefasından sonra yeniden bakire olan çocuklar) asla yoktur ve bir Alevi için bunun hayali bile domuz nefsinden daha iğrençtir. "Tomurcuk memeli". Bu tanımlamanın küçük kız çocuklarını anlattığını anlamayanlar aptallardır, bunu da unutmayalım.
Uzak yerden gelen misafirlerin yemek sorunu olabilir, bu durumda yemek sunmak gereklidir. Onun dışında, "hayrıma" asla yemek vermeyin. Ben yaşarken vicdanımı rahatlatmak için muhtaca el atmamışsam, ihtiyacı olana yardım etmemişsem, yeraltında kokan cesedimin rahatlaması, gıda alması ya da benzeri bir fonksiyonu olamaz, boşuna yorulmayın.
Yaptığınız duaların asıl amacı insanın sonunun er yada geç bu olacağını düşünerek yaşaması için her duanız, her söyleminiz yol gösterici olmalıdır.
Başka dua istemiyorum.
Çok güzel beyitler, nefesler söyleyin koro halinde.
 
Pir Sultan Abdal’ım yücedir şanın
Kudretten çekilmiş bir senin hunun
Hakk’a teslim ol şirin canın
Dostlar ağlar ağlar Pir Sultan deyü

PİR SULTAN’ ım eydür kendi özümüz
Güzel şahımız var niyazımız
Bir gün kara toprak örter üstümüz
Himmeti ganidir Seyyid Ali’nin

Dört kapı açıldı hangisi vardır
Bu manaya ermek hayli hünerdir
Deryanın dibinde kaç şehir vardır
Çarşısını pazarını bilesin.

Kul Himmet dedim talip elin dolu uzattın
Gözüm gönlündedir malı istemem
Gönül sevgisiyle yüzün gül açsın
Yapraksız çiçeksiz dalı istemem.

Ak alnın sadeftir kirpiğin oklar
Münkir inkar olur mü’mini haklar
Gerçek aşık olan kapuyu bekler
Efendim kıyasa gelmez işlerin.
 
Bunları söyleyerek uğurlayın beni.

Sahi düşündünüz mü?
60 kuşak önceki atalarınız nasıl hakikate uğurlanırdı?
Lafa gelince, "saz telli kurandır" diyenler, neden cenaze defninde telli kurandan ürkerler.
Günbe gün haberiniz olmadan hurafe dinlerin kalıbına sokuluyorsunuz.
Atalarımızın hatta anne ve babalarımızın olmazsa olmazı güneşe elpençe durmak, onu kıble kabul etmek iken siz hiç hatırlıyormusunuz güneş’in karşısında dua ettiğinizi?
Kuran'da güneşe tapanların cezasına da bir bakın bakalım.
Peki, nereye koşuyorsunuz?

 
(Mehmet Gülmez, 28.12.2020)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum