1. HABERLER

  2. ALEVİ HABER

  3. YOL ERENLERİ İLE RÖPORTAJ: ''SİVASIN IŞIĞIN SÖNMEDİ SÖNMEYECEK!''
YOL ERENLERİ İLE RÖPORTAJ: ''SİVASIN IŞIĞIN SÖNMEDİ SÖNMEYECEK!''

YOL ERENLERİ İLE RÖPORTAJ: ''SİVASIN IŞIĞIN SÖNMEDİ SÖNMEYECEK!''

Yol Erenleri olarak 2 Temmuz‘un Aleviler için önemine değinmek gerekiyor. Aleviler her dönemde hem devletin hem egemenlerin bekası için tehdit unsuru olarak görüldüler. Ve isimleri, yerleri, sayıları değişse de sürekli katliam, baskı ve asimilasyona maruz

A+A-

YOL ERENLERİ İLE RÖPORTAJ:
''SİVASIN IŞIĞIN SÖNMEDİ SÖNMEYECEK!''

Pir Sultan Abdal Anma Etkinliklerine katılmak için, 2 Temmuz 1993’te Sivas’a giden Aleviler, devlet destekli şeriatçı – faşist çetelerin saldırısına maruz kaldılar.

Madımak Oteli’ni kuşatan insanlık düşmanları, devletin gözetimi altında oteli ateşe verip 33 Canımızı diri diri yakarak katlettiler. İnsanlığa karşı işlenen suçlar kapsamına giren Sivas katliamı, Alevi toplumunu derinden yaraladı.

Alevi Kurumları, katliamın 26. Yıldönümü’nde Sivas’ta yapılacakları merkezi anma etkinliğine hazırlanırken, ülkenin birçok kentinde irili ufaklı anma etkinlikleri düzenleniyor. Bu anma etkinliklerini düzenleyen ve Sivas’ta yapılacak merkezi anmaya katılacak Alevi kurumlarının arasında Yol Erenleri’ de var.

İstanbul Yol Erenleri üyesi Sezen Sürmeli ile Sivas katliamı ve anma etkinlikleri üzerine bir röportaj yaptık.

Sivas Katliamı’nın üzerinden 26 yıl geçmiş olmasına rağmen, Alevilerin yüreklerinde açılan yara halen dün gibi taze ve kanamaya devam ediyor. Yaraları kanayan Aleviler için, 2 Temmuz kara bir gündür.

Yol Erenleri olarak, Alevi toplumunun 2 Temmuz‘u kara bir gün olarak görmesine nasıl bakıyorsunuz? Alevilerin neden 2 Temmuz gibi birçok kara günleri var?

” 33 CANIMIZI ÖZLEMLE ANIYORUZ ”

Öncelikle biz de 33 Canımızın katledilişinin 26. yılında onları özlemle anıyoruz. Sivas’ın ışığı hiç sönmeyecek diyoruz. Tabi mücadelesi de.Öncelikle Yol Erenleri olarak 2 Temmuz‘un Aleviler için önemine değinmek gerekiyor. Aleviler her dönemde hem devletin hem egemenlerin bekası için tehdit unsuru olarak görüldüler. Ve isimleri, yerleri, sayıları değişse de sürekli katliam, baskı ve asimilasyona maruz kaldılar. Tabi bu durumlar Aleviler “lanetli” ya da “kaderi kara” olduğu için başına gelmiyor. Aleviler bu durumları muhalif, sorgulayan, baş eğmeyen, zalimin karşısında olan kimlik ve karakterlerinden doğru yaşıyorlar. Çünkü bu duruşlar devletlerin, iktidarların, egemenlerin çok da hoşuna gitmeyen duruşlardır. Var olan iktidar kendilerine tabii olan, eleştirmeyen, talep etmeyen, düşünmeyen yığınlar ister; bunun tam tersi kitleleri de içinde eritmek ister. İşte Aleviler bu yüzden Dersim’de, Koçgiri’de, Maraş’ta, Çorum’da, Gazi’de, Gezi’de ve Sivas’ta katledildiler. Bu yüzden Alevi tarihinde ­‘çok fazla kara gün var’ diyebiliriz. Ama bu bizim için olduğu kadar Türkiye’de yaşayan tüm halklar için de bir kara gün, Türk Yargı ve Hukuku için de bir kara gün, en önemlisi de dönemin cumhurbaşkanları, başbakanları, devlet birimleri için de bir kara gündür. Çünkü organize edilmiş bir katliama Türkiye tüm kurumlarıyla müdahil olmuş oldu. Ve aydınlatılamadığı sürece de bu durum tarihlerinde kara bir gün olarak kalacak.

Madımak Oteli’nin utanç müzesi olması, Alevilerin ortak talebi. Bu talebin gerçekleşmesi için, Alevi örgütleri uzun soluklu ve kitlesel bir mücadelede yürüttüler. Fakat buna rağmen bu talep gerçekleşmedi.

Alevi toplumunun ‘’Madımak Oteli Utanç Müzesi Olsun’’ talebi, Yol Erenleri’nin de talebi mi?

” SİVAS 93, ALEVİ HAREKETİ’NİN KİTLESELLEŞMESİ’NDE VE KURUMSALLAŞMASI’NDA ÖNEMLİ BİR TARİHİ DÖNEMEÇTİR ”

Elbette bu talep hiçbir ikircikliğe düşmeden hem bizim, hem tüm Alevi kurumlarının, hem de tüm Alevi halkının talebidir. Sivas 93, aslında Alevi hareketinin kitleselleşmesinde ve kurumsallaşmasında önemli bir tarihi dönemeçtir. Özellikle de bu katliamdan sonra Alevi toplumunda egemenlerin düşündüklerinin ve istediklerinin tam tersi gerçekleşti. Aleviler kimliklerine daha fazla sahip çıktı. Temel taleplerde ortaklaştılar ve bu taleplerin mücadelesine başladılar. İşte ‘Madımak Oteli’ni Utanç Müzesi Olsun’ talebi de bizim kırmızı çizgilerimizden biridir. Bu talebi her ne olursa olsun gerçekleştirmeliyiz. Çünkü egemenlerin tarihleri hem katliamlarla hem asimilasyonlarla doludur. Ezilenler ise bir daha bu gibi durumların yaşanmasına izin vermemek için tarihlerine sahip çıkmalıdır. İşte bu yüzden Madımak’ın müze olması öylesine bir talep değil, toplumsal belleğe dair bir taleptir.

Bu talep için biliyorsunuz, Alevi kurumları Ankara’da “Madımak Müzesi” kurma kararı aldılar. Biz de bu talep için sonuna kadar bu sürecin içinde olacağız.

AKP yargısı Sivas’ta 33 Canımızı katleden katilerin birçoğuna göstermelik cezalar verdi ve katliamını üzerini kapatmak için, davayı zaman aşımına uğrattı.

Yargının verdiği bu kararlar siyasi iktidarın politikalarından bağımsız bir gelişme değildir. Bu bağlamda söylersek AKP iktidarı, Sivas Davası’nı zaman aşımına uğratarak Alevilere şöyle bir mesaj mı vermek istedi: ‘‘ Ey Aleviler! Davanız mahşere kaldı, burada bizi rahat bırakın, mahşerde hesaplaşalım.‘‘

Ne diyorsunuz? 33 Canımızın davası mahşere mi kalacak? Yoksa divan bu Dünya’da mı kurulacak?

HİÇBİR DAVAMIZI MAHŞERE BIRAKMADIK, BİRAKMAYACAĞIZ!

Asla hiçbir davamızı mahşere bırakmadık, bırakmayacağız. Sivas’ta katledilen canlarımız Alevilerin aydın, sanatçı kimlikleriydi. Bu durumdan kaynaklı bile mahşere bırakmak isteyenlere karşı direneceğiz. Özelikle de bu katliamı organize edenlerin ardılları olanlara ve bu zihniyeti temsil edenlere karşı inat ve ısrarla davamızı sahipleneceğiz.

Burjuva modern hukukunda bile ‘’İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz’’. Türkiye Devleti ve hukuku bilmelidir ki; Alevi toplumu, gençleri ve kurumları var oldukça biz Sivas’ı unutturmayacağız ve davamızın peşinde olacağız.

Bu davanın artık Alevi toplumu için bir boyun borcu olduğunu unutmamalıyız. Tarihe, bu dava tüm ezilenler nezdinde bir emsal dava olarak geçmeli, en uzağından en yakınına bu katliama su taşıyan herkes yargılanmalı, bu dava Aleviler bitti demeden bitmemeli. Biz Alevi kurumlarına düşen ise Sivas Davası’nı gündemden düşürmek isteyenlere karşı mücadele etmek.
Yeni bir Alevi örgütlenmesi olan Yol Erenleri, Sivas katliamının 26. Yılında, 33 Canımızı anma etkinlikleri düzenliyor. Bu anma etkinlikleri hangi şehirlerde yapılacak? Etkinliklere katılmaları için, Alevilere ve Alevilerin dostlarına bir çağrınız var mı?

” TARİHİNİ UNUTAN, GELECEĞİNİ DOĞRU TEMELDE ŞEKİLLENDİREMEZ ’’

Biz, Yol Erenleri olarak içi boşaltılan ya da unutturulmaya çalışılan tarihimize sahip çıkıyoruz. 26. yılında hem Sivas’ta olacağız hem de 33 Canımızı bulunduğumuz tüm şehirlerde anacağız. Bu kapsamda da İstanbul, İzmir, Mersin, Adana’da hem Yol Erenleri olarak hem de bazı Alevi kurumlarıyla ortaklaşarak anma programları düzenliyoruz.

Anma programlarımıza tüm canlarımızın katılımını ve desteğini bekliyoruz. Tarihini unutan, geleceğini doğru temelde şekillendiremez. Aleviler olarak demokrasi ve özgürlük mücadelesinde her zaman sözümüzü söylemeliyiz.

Alevi kurumları, 33 Canımızı katledildikleri yerde anmak için, 2 Temmuz’da Sivas’a gideceklerin açıkladılar. Yol Erenleri’ de, 2 Temmuz’da 33 Canımızı anmak için yollara düşüp Sivas’a gidecek mi?

” TÜM CANLARIMIZI SİVAS’A ÇAĞIRIYORUZ ”

Elbette biz Yol Erenleri olarak bu katliamın hem gerçekleştirildiği il olan Sivas’ta hem de bulunduğumuz tüm şehirlerde gündem olması gerektiğini düşünüyoruz. 2 Temmuz günü de kendi bayrak ve kortejimizle “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” diye haykıracağız. Tüm canlarımızı da Sivas’a çağırıyoruz!

Zaman ayırıp sorularımıza cevap verdiğiniz için size ve sizin şahsınızda kurumunuza çok teşekkür ediyoruz.

Biz teşekkür ederiz. Son olarak Alevi hareketinin yeni bir döneme ve örgütlenme ruhuna ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz ve Yol Erenleri olarak bu iddiayı önemsiyor ve sahipleniyoruz. Yol Erenleri saflarına tüm canlarımızı bekliyoruz.
Hasan Subaşı / AH- Alevi Haber

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.