1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. ALEVİ DOSYASI 10 : Turgut ÖKER (1)
ALEVİ DOSYASI 10 : Turgut ÖKER (1)

ALEVİ DOSYASI 10 : Turgut ÖKER (1)

ALEVİ DOSYASI 10 : Turgut ÖKER (1) Gazeteci Recai Aksu’nun Milliyet Gazetesi Avrupa Baskıları için hazırladığı ‘Alevi Dosyası’...

A+A-

ALEVİ DOSYASI 10 : Turgut ÖKER (1) ALEVİ DOSYASI 10 : Turgut ÖKER (1)

Gazeteci Recai Aksu’nun Milliyet Gazetesi Avrupa Baskıları için hazırladığı ‘Alevi Dosyası’ yazı dizisinde yer alan Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Turgut Öker ile yapılan röportajın geniş özetinin birinci bölümünü yayınlıyoruz.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu genel başkanı Turgut Öker:

Turgut Öker kimdir?

1961 yılında Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı İslim Köyü’nde doğdu. 1973 yılında Almanya’nınHamburg kentinde işçi olarak çalışan ailesinin yanına geldi. Kısa bir süre kaldıktan sonra Türkiye’de yatılı Ulaş Ziraat Meslek Okulu’nagönerildi. Daha sonra İstanbul Kartal’da lise öğrenimini tamamladı.1980’de Almanya’ya döndü. Lüneburg’da yabancılara yönelik çalışmaları sonrasında Lüneburg Fachhochschule’de sosyal danışmanlık eğitimini tamamladı ve 8 yıl Hamburg’ta sosyal danışman olarak çalıştı. 1992–1993 yılında Hamburg Alevi Kültür Merkezi başkanlığı, 1993’den 1996’ya kadar AABF genel sekreterliği yaptı. 2000 yılının Ocak ayından bu yana AABF Genel Başkanlığını yürüten Turgut Öker, 2002 yılından beri de AABK Genel Başkanlığı yapıyor. Öker evli ve iki kız babası.

“Prof. Doğan kendini Şeyhülislam sanıyor”

Alevilikte Şeyhülislamlık makamı olmadığını, ancak Cem Vakfı başkanı İzzettin Doğan’ın kendisini böyle gördüğünü söyleyen Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Başkanı Turgut Öker, yine de Cem Vakfı ile asgari müştereklerde buluşabileceklerini söylüyor.

Seçim öncesi CHP’nin adres gösterilmesinin doğru olduğunu, nitekim Alevilerin çoğunlukta olduğu bölgelerde  yüzde 98’inin CHP’ye oy verdiğini söyleyen Turgut Öker, kurum bazında parti kurmayacaklarını ancak Alevilerin yeni oluşumda yer alacağını söyledi.

AABK Genel Başkanı Öker “Üniversitelerin, yerel yönetimlerin, bundan bir kaç yıl önce, özellikle kırsal kesimlerde cem evi temeli attığımızda, valiler, kaymakamlar o şehrin mülki amirleri törenlere açılışlara gelmiyorlardı. Bugün yasal anlamda halen Alevilerin konumunda bir değişiklik olmasa bile, vali ve kaymakamların cem evleri açılışlarına temel atma törenlerine gelmeleri fiili olarak alevliğin bu ülkede kabul edildiğini gösteriyor”

Binlerce vatandaşımızın üye olduğu,  çok sayıda Alevi derneğinin üye olduğu Avrupa’daki Alevi Federasyonlarının çatı örgütü, sivil toplum örgütleri arasında önemli bir yeri bulunan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel başkanı Turgut Öker ile Alevilerin inanç merkezi Hacıbektaş’ta görüştük. AABK Genel Başkanı Turgut Öker kendisine yöneltilen eleştirilere açık yüreklilikle yanıt vererek, Alevilerin bugün içinde bulunduğu durumu değerlendirdi. Cem Vakfı ile farklılıklarını koruyarak yan yana gelebileceklerini ancak Türkiye’de bu kültürüngelişmediğini söyleyen Turgut Öker, İzzettin Doğxan’ın Alevilerin Feytullah Gülen’i gibi hareket ettiğini, kendisini Alevilerin şeyhülislamı gibi gördüğünü söyledi.

Öker, AKP ile MHP’nin hesapçı yaklaşmalarına rağmen, Alevi gerçeğini kabul etmelerini, inkarcı yaklaşmamalarını olumlu bulduğunu ifade ediyor. Son yapılan genel seçimlerde CHP’den yana tercihlerininin doğru olduğunu, ancak ‘final’in başarılı istedikleri gibi olmadığını açıklıyor.

Bu söyleşiyi Alevilerin inanç merkezinde gerçekleştiriyoruz. Hacıbektaş’tan başlayalım isterseniz…

Çocukluğumda köyden ilk dışarı çıktığım yer Hacıbektaş’tır. İlk takım elbiseye kavuştuğum yer burasıdır. Babamın 70’li yıllarda Almanya’dan dönmesinden sonra adakları olmuş. Benden önceki kardeşlerim doğduktan hemen sonra ölmüşler, hiçbiri yaşamamış. Babamda adak adamış, bu nedenle adakta bulunmuş. O dönemde Sivas ile Kayseri arasındaki yaşanan olumsuzluk dolayısıyla, Sivas plakalı minibüs Kayseri’nin içerisine girmeden bizleri yolcuları bırakmıştı. O zamanlar Hacıbektaş’a arabalar Kayseri’den kalkıyordu. Kayserililerin bizim Sivas tan geldiğimizi fark etmesiyle birlikte, bizim köyden getirdiğimiz koça ayak vurmalarıyla koç kaçma durumunda kaldı. Babam da bana ilk defa takım elbise almış. Koçu yakalayım diye, koçun üzerine atladım, takım elbisenin dizleri yırtıldı. Ütüsü bozulmasın diye yatak altında kolladığım takım elbisemin yırtılması dolayısıyla dikildi, yıkandı, yıkandıktan sonra ben bir daha giyemedim. Çocukluğumda en çok üzüldüğüm şeylerden birisidir bu. Ama dediğim gibi Hacıbektaş benim köyden çıkıp ilk geldiğim yerdir, o zamanlar bir han olsa gerek, insanlar hep birlikteydi, çocukken gördüğüm yeri hatırlamıyorum ama ziyarete gelen insanların kaldığı bir yerdi. Belki de Ulusoy’ların eviydi, bilemiyorum. Hacıbektaş Alevi toplumunun, bizim inanç merkezimizdir. Vatikan nasıl Hıristiyanların merkeziyse Hacıbektaş’ta bizim inanç merkezimizdir. Hacıbektaş ta yaşayan Veliyettin Efendi de dahil olmak üzere, onların da çok büyük sorumlulukları olduğunu görmeleri gerekir, Alevi toplumunun inanç merkezinin de yapması gerekenler var, büyük sorumlulukları var.

Aleviler Amerika’da da örgütleniyor

Avrupa ve Türkiye boyutuyla Alevilerin bugünkü içinde bulunduğu durumu değerlendirir misiniz?

Alevi Hareketi, Alevi örgütlenmesi seneye 20. yılını kutlayacak. Türkiye Alevi Hareketi Alevi adıyla örgütlenmesinin 4. yılına geçecek. Türkiye Alevi Hareketi ile Avrupa Alevi Hareketi arasında 16 yıllık fark var. Avrupa’da Alevi örgütlenmesi yasal anlamda, inanç özgürlüğü kapsamında eşit haklara sahip olması anlamında normal demokratik ortamda oluştu, ortaya çıktı, kurumlaştı. Türkiye’de ise, halen var olma mücadelesi yürütüyor. Avrupa’da yeni yeni Alevi Kültür Merkezleri (AKM) kuruluyor, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu(AABK) bünyesindeki Alevi Federasyonlara üye oluyorlar. Avrupa kamuoyuna Aleviliğin tanıtılması devam ediyor. Aleviler kurumlarda, medyada, siyasi partilerde dünden daha fazla gündemde yer alıyor, muhatap alınıyor. AABK bünyesinde AKM sayısı şu anda 210’u buldu, özellikle Fransa da 15 e yakın yeni AKM federasyona üye oldu. Belçika ve Almanya’da yeni  AKM’ler federasyonlara dolayısıyla AABK’ya üye oldu. İtalya da, Romanya da Kıbrıs’ta çok sayıda AKM kuruldu. Kıbrıs’ta iki tane cem evi var. Buna Amerika dahil oldu. Latin Amerika’da, Kuzey Amerika da,  Kanada’da yeni AKM’ler kuruluyor. Onlar kendi federasyonlarını kurana kadar AABK’ya üye olma kararı aldılar. Şu an Türkiye ve  Avrupa, Avustralya ve Kuzey Amerika kıtasında alevi örgütlenmesi var. Kitleselleşme süreci devam ediyor. Almanya’daki Alevilik dersleri tüm eyaletleri kapsayacak şekilde önümüzdeki yıl uygulanmaya başlıyor. Bunu Avusturya’daki arkadaşların çalışması izliyor. Hollanda’daki arkadaşların Hollanda hükümeti nezdinde muhatap alınmaları olumlu noktaya geldi. Tüm bu ülkelerde yeni kuşaklar AKM’lerde yönetici olmaya başladılar. Alevi hareketinin Avrupa’da yeni nesil kuşak problemi yok. Bu mücadeleyi devralacak yönetici profili ortaya çıkmaya başladı, 3. kuşak AKM’lerde sorumluluk almaya başladılar. Bu çerçevede Avrupa Alevi hareketi her yıl yeni kazanımlarla yollarına devam ediyor…

Türkiye’de ortak yol yürüme sancılı

Türkiye boyutuyla Alevilerin durumu ne aşamada?

Türkiye’de son 4 yıl içerisinde ancak Alevi adıyla örgütlenebilmiş olması nedeniyle, AKM’lerin yan yana gelmeleri, ortak yol yürüme, ortak mücadele etme deneyimini kazanmaları, doğal olarak sancılarla oluyor. Birlikte yol yürümede şu an henüz normal beklenene uygun kazanımlar elde edilmiş değil. Alevilerin Alevi olduklarının ifade etmeleri olumlu bir seyir izliyor. Bu yıl Madımak Otelinin önüne gelmeden önce, Karadeniz de Alevilerin yaşadığı beldelerde,  köylerde, şehirlerde cem evi temellerini atmak için dolaştım. Bilmezdim evvelce 2 milyona yakın Karadenizli Alevi olduğunu. Karadeniz de yaşayan Alevilerin İç Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu’ da oldukları gibi ciddi bir göç süreci yaşamadıklarını, köylerini kentlerini terk etmediklerini gördük. O açıdan Türkiye de bugüne kadar ulaşılamayan yerlerde Aleviler hızla bir araya geliyor, örgütleniyor cem evlerini kuruyorlar. Maraş’a gittim, çok ciddi bir potansiyel gördüm, hem ekonomik durumları olumlu, hem kurumlaşmalarını olumlu noktaya getirmişler. Türkiye’nin dört bir yanında, köylerde bile cem evlerinin kurulduğunu, Alevilerin bir araya geldiklerini gördük. Kitlesel bir araya gelme eğilimi dünden daha fazla. Normalde  genel merkezlerin ulaşamadığı insanlara Alevi televizyonları kanalıyla ulaşıldığını ve son yıllarda Alevilikten uzaklaşma eğiliminde olan insanların tekrar Aleviliğe yöneldiklerini gördük. O açıdan kitlesel bir güç olma eğilimi Türkiye’de de olumlu bir şekilde gelişiyor.

Türkiye’de Alevilere yön veren kurumumuz yok

Bu  gelişmelere bağlı olarak Alevi örgütlenmesi nasıl?

Tüm Türkiye de Aleviler bir çatı altında toplayan yukarıdan aşağıya doğru bir program etrafında Alevilere yön veren bir kurumumuz henüz oluşamadı. Alevi Bektaşi Federasyonu’nun dört yıllık gelişmesine iyi niyetle çalışma yürütmelerine rağmen, henüz daha bu konuda yapılacak çok işler olduğu açık. Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış Aleviler halen Türkiye’deki ABF’nin, Alevi kurumlarının varlığından haberdar değil, sadece televizyonlardan gelişmeleri izliyorlar.

AKP ve MHP’nin tavrı olumlu

Türkiye’deki partilerin Alevilere bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye de gerek sağ partilerde, gerek sol partilerde olsun, Alevi gerçekliğini kabul etme, Türkiye de Alevilerin varlığını kabul etme gibi olumlu bir gelişmeyi görüyoruz. Seçimler sürecinde buna tanık olduk. Alevilere yönelik farklı olsa da Alevi gerçekliğinin, Türkiye de Alevilerin yaşadığının, Alevi inancının olduğunun kabul edilmesi son derece olumlu bir gelişme. Gerek bu AKP de olsun, gerek MHP de olsun, kendilerine göre hesap içinde olmalarına rağmen, Alevilerin varlığını kabul etmeleri, dün olduğu gibi inkarcı yaklaşmamaları ve şiddete dayalı bir politika izlemek yerine Alevileri kendi potalarında eritmeyi amaçlayan sinsi de olsa, ama Alevilerin varlığını kabul eden bir noktaya gelmeleri olumlu. Onların niyetlerinden bağımsız Alevilerin bunu kabul ettirmeleri olumlu bir gelişme. Bunu Aleviler kabul ettirdiler. Bugüne kadar inkârcı yaklaşan çevrelerin alevi gerçekliğini kabul etmesi, onların niyet itibarıyla olumsuz düşünceleri bir tarafa bırakmalarından daha çok, Alevilerin son yıllarında mücadelesiyle kabul etmek zorunda kalmaları söz konusudur. Seçim süreci bildirgelerinde Alevi sorununa yer vermeleri, tek tek Alevileri avlamak amacıyla da olsa, listelerinde aday göstermeleri olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum.

Aleviler fiili olarak kabul ediliyor

Partilerin dışında devletin yaklaşımını nasıl?

Üniversitelerin, yerel yönetimlerin, bundan bir kaç yıl önce, özellikle kırsal kesimlerde cem evi temeli attığımızda, valiler, kaymakamlar o şehrin mülki amirleri törenlere açılışlara gelmiyorlardı. Bugün yasal anlamda halen Alevilerin konumunda bir değişiklik olmasa bile, vali ve kaymakamların cem evleri açılışlarına temel atma törenlerine gelmeleri fiili olarak alevliğin bu ülkede kabul edildiğini gösteriyor.

Aleviler arasında farklı odaklaşma normal

Aleviler bütünlük arz ediyor mu?

Etmiyor, etmesi zaten normal değil. Sosyolojik olarak bakıldığında yıllardır dağ başlarında birbirinden bağımsız, örgütsüz, yan yana gelmemiş, ortak hareket etme kültürü yaratmamış bir potansiyelin bir çırpıda anlaşmaları, birlikte yol yürümeleri normal değil. Tanışma süreci, ortak söylem ve kendi içerisinde benimsedikleri ortak değerleri hayata geçirmede birbirlerini kabul etme kültürü yaratmaları doğal olarak sancılı olacak. Tabii ki Aleviler bir çırpıda bugünden yarına tüm Alevilerin bir çatı altına gelmesini arzuluyor. Gelmesi de olumlu olur ama bu şöyle de mümkün değil. Eskiden bütün aleviler köylüydü, hepimiz köylüydük. Şimdi büyük şehirlere metropollere göçle birlikte, Alevilerin toplumsal yapıda yaşamlarında, sistemle ilişkilerinde ciddi değişiklikler oldu. O açıdan tüm Alevilerin mevcut sorunlar karşısında aynı duyarlılığı göstermesi, aynı tercihi göstermesi mümkün değil. Büyük şehirlere yerleşmiş ve hali vakti yerinde olan Alevilerin, halen köylerde yaşayan veya büyük şehirlerde emeği ile yaşayan toplumun en alt kademesindeki olan insanlarla, toplumsal gelişmelere aynı reaksiyonla cevap vermesi mümkün değil. Dünyanın hiçbir yerinde tüm Hıristiyanların aynı çatı altında olduğu görülmemiştir. Tüm Müslümanların aynı çatı altında olduğu görülmemiştir. Türkiye de bile, -AKP bugün her iki kişiden birinin oyunu alsa bile –seçimlerde 20 ye yakın partiden 20 tanesi de Sünnileri kapsayan, ya da Sünnilerin oy verdiği partiler değil, yani bütünlük arz etmiyor. Alevilerin sınıfsal konumu farklılık arz etmesi dolayısıyla, örgütlenmeleri de farklılık arz edecek. Bu Alevilerin olumsuzluğunu gösteren bir olay değil, farklı odaklaşma olacak, farklı yoğunlaşma olacak, Alevilerin içerisinde liberal olanlar, sol görüşlü olanlar, muhafazakâr olanlar, devlete daha yakın olanlar ve devlete eleştirel yaklaşanlar gibi odaklaşmalar olacak. Bunu, aleviler iyi niyetli değil, bundan dolayı başaramıyorlar gibi sadece kişisel reaksiyonlarla ifade etmemek lazım

İzzettin Doğan takiyye yapmıyor

Cem Vakfı size göre Alevi örgütlülüğünün neresinde?

Cem Vakfı ve Başkanı İzzettin Doğan Aleviler içerisinde bir eğilimi temsil ediyor. Bugün varlığı kaçınılmaz olacak, yarın da varlığı kaçınılmaz olacak. Bu ülkede devletle sıcak ilişkisi olan, bürokrasi ile devlet kurumları içerisinde belli bir yere gelme çabasında olan insanların, doğal olarak kendilerine yakın buldukları Alevi kurumları olacak. Gençliğin yakın bulduğu, emekçinin yakın bulduğu, sosyalist Alevilerin yakın bulduğu, liberal Alevilerin yakın bulduğu kurumları olacağı gibi devletle yakın ilişkilerde olmak isteyen Alevileri de içine alan, Alevi kurumları olacak. Şu anda Cem Vakfı bu ihtiyaca cevap veriyor. Doğal olarak da siyasi tercihleri de bugün devlete en yakın siyasi partiler olacak. Sayın İzzettin Doğan son açıklamasında görüldüğü gibi MHP’yi de adres gösteren, genç partiyi de, diğer sağ partileri de adres gösterendir, bu partileri  ‘oy verilir’ olarak topluma sunmada eskiden olduğu gibi takiye yapmadan eğilim veriliyor, çünkü o tercihlere mensup aleviler de oluştu büyük şehirlerde. Dediğim gibi sermaye gurubu içinde ciddi yeri olan devletin bankaları ile sürekli işleri olan, devletle barışık olması gereken ciddi bir potansiyel var. Cem vakfı bugün bu ihtiyaca cevap veriyor.

Cem Vakfı ile yan yana gelmek yanlış değil

Cem Vakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan ile yaptığınız görüşmenin içeriği neydi?

Alevilerin sınıfsal konumlarının farklılık arz etmesinden,  yaşam biçimlerinin farklılık arz etmesinden dolayı, ben bunu son derece doğal bir saflaşma olarak görüyorum. Çok ayıplanacak bir olay değil. Türkiye de Sünni tarikatlar Sünnilerim içinde yer aldığı çok farklı partiler siyasi eğilimler olduğu gibi, önümüzdeki dönemde bu aleviler içerisinde de daha netleşecektir. Bugün kitlesel anlamda çok netleşmese de, önümüzdeki dönemde çok normal hale gelecek. Cem vakfının varlığını normal görüyorum, olması gereken bir kurum. Varlığını normal gördüğüm bir kurumun başkanını da birçok konuda farklı görüşlerimiz olmasına rağmen Alevilerin bütünlüğünü ilgilendiren asgari müştereklerinde birlikte hareket etmek gibi birlikte tavır takınma gibi, bir davranış medeni bir davranıştır. Tüm çağdaş ülkelerde ideolojik olarak düşünsel olarak toplumsal olaylara bakışı farklılık arz eden kurumlar yan yana gelirler. Cem Vakfı ile yan yana gelmek ayıp yanlış bir şey değil. Henüz daha Türkiye de insanlar farklılıklarını koruyarak, farklı düşündüklerini ısrarla ifade ederek, yan yana gelmek gibi bir kültüre sahip değildir. O açıdan o günde çok doğal gördüm, bugün de çok doğal gördüm. Farklı ilgi alanları olan, farklı düşünsel tercihleri olan kuruluşlar yan yana gelebilmeli, kendi farklılıklarını koruyabilmeliler kendi doğrularını rahat bir şekilde ifade edebilmelidirler.

Sayın Doğan “ AABF uyuşturucu ile mücadele ve eğitim gibi sosyal konularla ilgilensin” diyor.

Alevlikte şeyhülislamlık makamı yok. Alevilerin inançsal ihtiyaçlarına sadece biz cevap veririz, gibi bir yaklaşım gerçekçi değil. Avrupa da yüz bine yakın insana hitap eden bir konfederasyon, Avrupa’da yaşayan insanların inançsal ihtiyaçlarına, varlık gerekçesi ile cevap vermek zorunda, hizmet etmek zorunda. Bu alan camilere terk edilemez başka güçlere terk edilemez. AKM’ lerin cem evlerinin varlık gerekçesi budur, bu anlamda bizim Alevilerin inançsal ihtiyaçlarına cevap verişimiz, varlık gerekçemize, ortaya çıkış gerekçemize cevap vermek anlamına gelir. Zaten İzzetin Doğan’ın birçok olaya doğru olmayan yaklaşımları, bu örnekte olduğu gibi, kendini alevi örgütünün şeyhülislamı görüyor, temsilcisi görüyor yanılıyor.

Sayın Doğan, inançsal anlamda toplumun yüzde 98’ini temsil ettiğini ifade ediyor.

Doğru değil. Şöyle doğru değil; geçen seçimlerde DYP’yi adres gösterdi. DYP’nin aldığı oylar ortada. Bu son seçimlerde Genç Partiyi, MHP’yi adres gösterdi. HYP yi adres gösterdi, Yani Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ü adres gösterdi, adres gösterdiği partilerin aldığı oylar ortada. O anlamda bugün pratik anlamda, kitle ile buluşmada alevi toplumunu temsil etme alanlarda doğru olmadığı ortada.

Sayın Doğan inançsal anlamda düşüncelerinin Alevi Toplumuyla çakıştığını ve o anlamda temsil ettiğini söylüyor?

Bu doğru değil. Türkiye’de ABF var ve Türkiye çapında bugün kendisine bağlı 11 tane yasal vakıf var. Türkiye’yi karış, karış dolaşıyoruz. Cem Vakfı’nın İstanbul ve birkaç büyük şehir dışında kırsal kesimde hiçbir örgütlülüğü yok. Kırsal kesimde olmayan, hayatın içinde, halkın içinde olmayan bir örgütlenme halkı temsil edemez. Halkı temsil etmiş olsa ABF ye bağlı Türkiye’de 350 tane şubenin olmaması lazım. Rakamlarla baktığımızda söylediklerinin çok gerçekçi olmadığı, abartılı olduğu ortada.

İnanç olayı bireysel bir tercihtir

Sayın   Doğan, rakamsal anlamda değil, Aleviliğin İslam İçi olduğunu,  hatta Sünnilerin bile kendilerine geleceğini söylüyor?

Sünnilerin “Bir gün herkes Müslüman olacak, herkes İslam’ı benimseyecek” iddiasında olduğu gibi o da misyonerlik yapıyor. Bu tür kurumların başında bulunan insanların inanç özgürlüğünü benimsemeleri lazım. Her bireyin kendi doğru bulduğu inancı tercih etmede özgür olduğunu kabul edebilmesi lazım. İnanç   bireysel bir tercihtir. Bu açıdan da Türkiye’deki bütün Alevilerin kendileri gibi düşündüğünü söylemesi abartı. Öyle olsaydı Türkiye’deki tüm Alevi örgütlenmelerinin cem evlerinin ona bağlı olması lazımdı. Sokağa çıktığında arkasında on binlerin gelmesi lazım

Cem Vakfı ile ortak yanlarımız var

Peki, Cem vakfı ile hiç ortak yanınız yok mu?

Cem Vakfı ile ortak yanlarımız var, var. Zaten bundan önceki görüşmemiz de bizim cephemizden bu niyetle gerçekleşmişti. Türkiye de bütün Alevilerin kabul ettiği, altını çizdiği, zorunlu din derslerinin kaldırılması, cem evlerinin inanç merkezleri olması, madımağın müze olması, Hacı Bektaşi Veli Dergâhı’nın müze olmaktan çıkarılması ve inanç merkezi haline getirilmesi noktasında aynı görüşleri savunuyoruz.

Sayın İzzettin Doğan Diyanet İşleri’nin de kaldırılmasını savunuyor…

Cok olumlu bir gelişme. Söylem düzeyinde var. Nasıl sağcı partiler Alevilere yönelik söylemlerini değiştirmek zorunda kalmışlarsa, Sayın İzzettin Doğan’ın da, bu konuda beş yıl önce söyledikleri ile bugün söyledikleri arasında ciddi farklılıklar var. Beş yıl önce zorunlu din derslerinin kaldırılmasına karşıydı. Madımak’ı hiç ağzına almazdı, katliamı hiç ağzına almazdı, müze ağzından hiç çıkmazdı.  Bugün Alevi toplumunun kitlesel olarak bu istemleri benimsemesiyle, kendisi de söylemlerini değiştirmek durumunda kaldı. Bundan yola çıkarak kendisiyle görüştüğümüzde, bu ortak görüşlerde kendisiyle birlikte davranmayı kendisine teklif ettik.

Asgari müştereklerde bir araya gelebiliriz

Cem Vakfı ile bir araya gelebilir misiniz?

Yürüttüğümüz mücadelede hiç değilse bu asgari müştereklerde birlikte olmakta hiçbir sorun görmüyorum, bir araya gelebiliriz. Ama kendisini Alevilerin şeyhülislamı olarak gördüğü için Sünnilerin Fethullah Gülen’i neyse o da kendini Alevilerin Fethullah Gülen’i yerine koyuyor. O açıdan kendisi dışındaki hiçbir Alevi kurumunu muhatap olarak kabul etmiyor, inkârcı yaklaşıyor. Bu açıdan bu asgari müştereklerde birlikte davranılamıyor. Gün gelecek kendisi yaşarken, ya da kendisinden sonra o misyonu sürdürenler bunu görecekler. Medeni ülkelerde bu tür topluluk örgütlenmeleri nasıl asgari müştereklerde bir araya gelip hak mücadelesinde yan yana durabiliyorsa onun arkasından gelen insanlar da gün gelecek birlikte davranmayı benimseyecekler. Öbür türlü Alevilerin hak mücadelesinde yan yana gelmeyen, asgari müştereklerde buluşmayan insanların Alevi toplumunda meşruluklarını kaybedecekleri kaçınılmaz olacak.

Final başarılı değildi

Sizin ve AABF’nin seçimler sürecindeki tavrı eleştiriliyor. Seçimlerde ‘Siyasete müdahale edeceğiz”   söyleminiz CHP’den Milletvekilliği adaylığına indirgendiği, CHP’ye teslim olma noktasına geldiğiniz ve Alevilerin güvenini kaybettiğiniz açıkça ifade ediyor. Bu eleştirilere ne diyorsunuz?

Bu sadece sanal alemde tartışılıyor. Seçimlerden sonra da birçok yığınsal etkinliklere katıldım. Madımak bunun somut örneğidir. Alevi hareketinin bu konuda tabanı ile ters düşen eğilim içinde bulunduğu iddiasını sık sık duyduk, ama Madımak ta bugün 20 bine yakın insan vardı. Diğer katıldığımız etkinliklere yığınsal katılımlar söz konusu. Bir hareket bir tercihinden dolayı bu toplumun güvenini kaybetmiş olsa, seçimler sürecindeki alevi merkezi etkinliklerinde bu kadar yoğunsal katılımlar olmaması lazım. Halkın bizim etkinliklere bu kadar ilgi göstermemesi gerekiyordu. Doğru yapıldı ama eksik yapıldı. Amaç doğruydu, ama final başarılı değildi.

Yöneticiler kendilerini aşabilmeli

CHP ile yaşanan o sürecin doğal olduğunu mu söylüyorsunuz?

Doğaldı. Kamuoyu benim siyasal tercihimi biliyor. Yıllardır CHP’ye yönelik, bugün 22 Temmuz’dan sonra milletin söylediği şeyler, benim yıllardır söylediğimi bilir kamuoyu. Fakat yönetici insanların toplumsal sorunları kendi siyasal tercihleri ile sınırlı ele almamaları gerekir. Yönetici insanların temsil ettikleri kitlenin ana gövdenin tercihleri ile de uzlaşabilmeleri gerekir, kendilerini aşabilmeleri gerekir.

Alevilerin CHP’den aday olmaları doğruydu

Alevilerin eğilimi CHP miydi?

Hacıbektaş ta da gördük. Alevilerin yüzde yüz yaşadığı kasabalarda, ilçelerde,  köylerde, Alevilerin yüzde 98’i CHP’ye oy verdi. Eskiden insanlar belgelerden yoksun konuşuyordu, bugün insanlar belgeyle konuşuyor. Hacıbektaş ta CHP’nin en fazla oy aldığı seçim oldu. Halen daha ana gövde, başka bir kitlesel sol partinin olmaması dolayısıyla, başka inandırıcı bir tercihin olmaması dolayısıyla,  sağ ve şeriatçı partiler karşısında oylarını CHP ye veriyorlar. O anlamda da Alevilerin bütününü temsil etme iddiasında bulunan bir hareketin, bir federasyonun kendi tabanının siyasal tercihi ile örtüşmüş olması çok garipsenecek bir olay değil. ABF sağ partileri adres göstermedi, şeriatçı partileri adres göstermedi, Alevileri yok sayan partileri aday göstermedi. 85 yıllık Cumhuriyet tarihinde CHP bugüne kadar programına, seçim bildirgesine Alevilerle ilgili hiçbir talebi almazken, bu yan yana gelişte, bu görüşmeler sonrası CHP ilk defa Alevilerin sorunlarını seçim bildirgesine almak zorunda kaldı. Biz toplumsal bir mücadele yürütüyoruz. Ana gövdeyi temsil etmek istiyoruz. Biz mümkün mertebe Alevilerin ana gövdesinin kendisini bulduğu tercihleri benimsemeyi doğru buluyoruz. Attığımız adımların uygunluk içerisinde olmasına özen gösteriyoruz. CHP den bu seçimlerde Alevilerin alternatifi olmadığı için milletvekili aday olmaları son derece doğru bir tercih olarak görüyorum.

CHP’yi adres göstermeseydik, Alevi toplumuna zarar verilecekti

Aleviler içerisinde tam bu noktada eleştiriliyorsunuz…

Ben bu seçimlerde CHP’nin soldan uzaklaşmasının, emekçilerden ve Alevilerden uzaklaşmasının somut olarak görülmesini son derece olumlu görüyorum. Kendi ideolojik tercihlerimizi Alevilere dayattığımız gibi eleştiriler söz konusuydu. O açıdan bizim kendi ideolojik tercihlerimize uygun olarak, CHP’ ye bugüne kadar yönelttiğimiz eleştirilerden yola çıkarak, CHP karşıtı CHP’yi adres göstermeyen, oy vermemeyi gösteren bir tercihimiz olsaydı, bu Alevi toplumuna ve Alevi hareketine daha fazla zarar verilecekti. Yani tersi çevrilecekti. Denilecektir ki, bunlar zaten CHP ye düşman, zaten tabandan kopuklar Alevilerin eğiliminden uzaktalar, bunların bu tavrından dolayı CHP bu noktaya geldi, denilecekti,  bizi de tabana böyle anlatacaklardı, bunun özellikle altını çizmek istiyorum, Alevi seçmeniyle Alevi hareketini çatıştıran, karşı karşıya getiren bir sonucu gündeme getirecekti. O açıdan ben bu sonucu örgütlerin, Alevi toplumunun eğilimine, tabanın eğilimine saygı göstermesi açısından, yöneticilerin kendini aştığını göstermesi açısından olumlu bir gelişme olarak görüyorum. CHP’nin gelecek açısından Türkiye’nin emekçilerin, yoksulların ve bugün hakları hukukları yok sayılan toplumsal kesimlerinin sorunlarına çare olamayacağının görülmesi açısından da son derece olumlu gelişme olarak görüyorum.

Örgüt çıkışlı bir parti kurmayacağız

Dortmund’da bir pati kuracağınzı söylediniz…

CHP gerçekten solun ve Alevilerin derdine derman olacak, Türkiye yi demokratikleştirecek, gerçek anlamında laikli, demokrasi ve özgürleşme mücadelesi yürütecek, gerçek anlamda Türkiye’yi çağdaş dünya ile bütünleştirecek, Türkiye’nin AB ye girmesini sağlayacak bir parti değilse,  bu saydığım ihtiyaçlara cevap verecek bir kitle partisi kaçınılmazdır. Bu noktada biz bir parti kurmayacağız, fakat biz ABF ve konfederasyon, yani örgüt çıkışlı bir parti kurmayacağız. Alevi toplumu seçmeni bugün CHP’yi kurtuluş olarak görmediğine, mevcut sorunları çözecek parti olarak görmediğine göre, bu sorunlara çözüm bulacak bir oluşuma ihtiyaç var. Emekten, Alevilerden ve Türkiye’nin demokrasi güçlerinden yana toplumsal kesimleri kucaklayacaksa, böyle bir kitle partisinde Alevilerin varlığı kaçınılmaz olacaktır.

CHP oyunun yüzde 25’ini Alevilerden aldı

Seçim sonuçlarından sonra, böyle bir parti kurma çalışması var mı, bir adım atıldı mı?

Son seçimlerde Sünniler AKP’ye aleviler CHP ye oy verdi. CHP’nin aldığı oylar, sandık analizleri elimizde. Alevilerin yoğun yaşadığı şehirler CHP ye oy verirken, Sünni kasabalar, şehirler CHP ye oy vermediler. CHP’nin oylarının yüzde 20’lik oyunda 15’ inin Alevilerden aldı. Öyleyse Türkiye de gerçek anlamda kitlesel sol parti, kitle partisi kurulacaksa,  Aleviler de orada kaçınılmaz olarak yer alacaklar. Bütün bunları kurumlarımız içinde konuştuk. Mevcut kurumların, mevcut Alevi cem evlerinin, derneklerin yöneticilerini siyasallaştırma yerine, mevcut alevi kurumları kendi işlevlerini ve varlıklarını devam ettirecekler. Alevilerin siyaset içerisinde yer almasının mevcut cem evleri federasyonlar, konfederasyonların yöneticilerin kimliği ile değil, bundan bağımsız ayrı bir oluşumun bu çaba içerisinde yer alması gerekir. Önümüzdeki dönemde DESK, KESK, ÖDP, EMEP çevresiyle görüşmelerimiz olacak. Bu görüşmeler şimdiden kişisel düzeyde de olsa yürüyor. Alevi toplumunun bu noktadaki yerini görmek açısından Türkiye’de bölgesel konferanslar yapacağız. Karadeniz’de, Ege’de, İç Anadolu’da Güney doğu Anadolu’da Alevi toplumu ile yan yana gelen ve onlarla bu süreci birlikte değerlendiren Alevilerin, gelecekte önümüzdeki süreçte neler yapması gerektiği konularını birlikte değerlendireceğiz, somut göreceğiz.

***
 
Recai Aksu

<!--

var prefix = 'ma' + 'il' + 'to';

var path = 'hr' + 'ef' + '=';

var addy56578 = 'recaiaksu' + '@';

addy56578 = addy56578 + 'aol' + '.' + 'com';

var addy_text56578 = 'recaiaksu' + '@' + 'aol' + '.' + 'com';

( '' );

56578 );

( '' );

//-->n

<!--

( '' );

//-->

<!--

( '' );

//-->

KAYNAK : http://www.2temmuz.com/

 

Bu haber toplam 32 defa okunmuştur
Etiketler : , , ,

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.