1. HABERLER

  2. MAKALE

  3. Aleviliğin İslamla İlişkisi - Recep Maraşlı
Aleviliğin İslamla İlişkisi - Recep Maraşlı

Aleviliğin İslamla İlişkisi - Recep Maraşlı

Alevilerin kendi dışındaki inançlara ve kültürlere de saygılı, diğerleriyle uyum içinde yaşayabilen, kimseye dayatma ve zorlama yapmayan, ilerici demokrat, toplumcu fikirlere açık İNSANLAR olması önemlidir.

A+A-

İsmail Beşikçi hocamız geçen hafta Berlin'deydi. "Kırmanc Dili ve Kültürü (Zaza) Enstitüsü"nün konuğu olarak düzenlenen etkinliklere katıldı.

İlk günkü panelin konusu Dersim 37-38 jenosidi olmakla birlikte Dersim'de yok edilmek istenen inanç ve kültürler bahsinde Alevilik-Kızılbaşlık da tartışma konusu oldu.

Zaten panele rahatsızlığı nedeniyle video yoluyla katılan Munzur Çem tamamen Aleviliğin bir İslam mezhebi olmadığı, başlıbaşına bir inanç olduğu üzerindeki görüşlerini temellendirdi. Beşikçi de Aleviliğin İslam olmadığı görüşünü savunuyor.

Benim için ilginç olan örneklerden biri, barış ve kardeşliğe çok temel bir önem atfeden Alevilerin, kendilerine sembol alarak Hz.Ali'nin baş kesen kan döken kılıcı Zülfikar'ı seçmelerinin eleştirisiydi. Barışçıl bir inancın kendisine sembol olarak bir silahı seçmesinin bir yabancılaşma örneği olduğu beni de ikna etti.

Ne var ki Aleviliğin İslamla hiçbir ilişkisi olmadığı yönündeki tezlere ihtiyatla yaklaştığımı belirtmek isterim. Bu görüş teolojik olarak temelsiz olduğundan dolayı değil, yaşanan gerçeklikle örtüşmemesinden dolayı...

Aleviliğin kökeni, özü itibariyle İslam dışı bir inanç olduğu, kendine özgü apayrı bir düşünce sistemi olduğu doğru olabilir; bunun oldukça güçlü kanıtları mevcuttur. Fakat bir de günümüzde yaşanan bir REEL ALEVİLİK vardır.

Reel Aleviliğin, kendine özgü inanç kültürünü devam ettirse bile aynı zamanda İslamla 12 İmam ve Hz.Ali üzerinden bir bağ kurduğu açıktır. Bu bağ somut olarak yaşanan bir gerçekliktir. Bilim insanları bunu yok sayarak günümüz Aleviliğini değerlendirirlerse bu yanlış olur. Bunu olumlamak, olumsuzlamak ayrı bir şeydir;bu ancak o dinin ve inancın mensupları, uygulayıcıları ve kuramcılarının yürüttükleri bir tartışma olarak anlamlı olabilir.

Örneğin, İslam'da reformun gerekliliği konusunda DIŞARIDAN beyan edilen görüşler değil, o dinin yaşamakta olan yorumcuları, kuramcıları ve inananları içinde yapılıyor olması anlamlıdır. Bir reform doğacaksa buradan doğar...

Şu anda yaşamakta olan Aleviliğin gerçek Alevilik olmadığı tartışmasını, sosyalistlerin 1970'li yıllarda yaptıkları "GERÇEK SOSYALİZM" hangisidir tartışmalarına çok benzeyen bir yanı var.

Sovyetler Birliği, Çin, Arnavutluk gibi ülkelerdeki uygulamalara bakarak, herkes kendi çizgisine göre öbürünü dışlayarak "hayır gerçek sosyalizm bu değil" derdi. Veya Latin Amerika veya Avrupa'daki sosyalist hareketlerine uzak veya yakın duruşa göre "gerçek sosyalistlik bu değil" denirdi.

Peki "gerçek" sosyalizm hangisiydi? Kuramda (teoride) öngörülen mi, uygulanmakta olan mı? Teoriyi kutsallaştırıp onun asıl olarak can yakan pratiklerini "sosyalizm dışı" saymak neyi kurtardı? Hiçbir şeyi...

Güncel bir örnek olarak örnek verirsek; son üç yıl Ortadoğu'yu kasıp kavuran IŞID vahşetinin "gerçek İslam olmadığı, İslam'ın bu örnek üzerinden eleştirilemeyeceği" söylenip durdu. IŞİD'ın yaptıkları ve düşüncesinin "gerçek" İslam olup olmamasını tartışmak neyi kurtarır?

Keza Türkiye'de AKP ile birlikte Türkiye'de artık devlet yöneten bir İslami anlayış var. Bu İSLAMİ İKTİDAR'ın uygulamalarına yönelettiğimiz eleştiri aynı zamanda İslam'ın eleştirisi değil midir?

Bence "GERÇEK İSLAM" gerçekte yaşanmakta olan İslam'dır...

Yaşanılan İslam veya yaşanılan Alevilik kuramsal olanla, tasavvur edilenle çelişiyor olabilir; hatta uygulanan İslamın'ın, Aleviliğin BİR değil BİNBİR varyasyonu da olabilir.

Pratiğe, yaşanan gerçekliğe yapılan eleştiri elbetteki onun kuramına da bir eleştiri olacaktır. Çünkü bütün kuramların ve onların toplumsal pratikte aldıkları biçimlerin mantıklı birer açıklaması, çözümlemesi vardır. Ne denli kaçınılamaz veya kaçınılabilir oldukları nesnel biçimde değerlendirilebilir.

Uygulamanın aslına uygun olup olmaması kendini bu uygulamayla görevli sayanların sorunudur.

Aleviliğin İslam'la ilişkisi de böyledir. Yaşanmakta olan Alevilik, yaşamakta olan İslam'la (onun çeşikli mezhep ve tarikatlarıyla) bir BAĞ kurmaktadır. Bu BAĞ onu İslam'ın bir versiyonu saymayı gerektirecek denli güçlü müdür? Reel İslam'ın geçmişte ve günümüzdeki kuramcıları Aleviliği "İslam içinde" sayma konusunda hiç de istekli olmamışlardır. Onu SAPKIN bir akım olarak görmüşlerdir.

TC'nin Başkanı olan Erdoğan da hemen hemen tüm İslamcıların yaptıkları gibi yarı alaycı biçimde Hz.Ali ilişkisini öne çıkararak: "Eğer Alevilik Hz.Aliyi sevmekse, bizden daha çok Ali'yi seven bulunmaz." der sık sık. "Ali'siz Alevilik" akımına karşı çıktıkları gibi; "Medem Ali'ye bağlısınız o zaman Ali'nin bağlı olduğuna bağlı olun" diyerek de Aleviliğin İslamla olan bu bağını daha da güçlendirmeye çağırır.

Günümüzde çeşitli varyasyonları ile yaşanan, uygulanan REEL ALEVİLİK bir biçimiyle İslam'la ilişki kurmaktadır. Bu bağın sonradan kurulmuş olması; İslami kuşatma ve zorlamalar karşısında İslam pratiği içinde en çok haksızlığa, mağduriyete uğramış 12 İmam ve Hz.Ali muhalifliğini tercih etmeleri, bunu kendi öz inançları için bir KORUNAK haline getirmiş olması akla yakın görünüyor.

Buna karşılık Reel Aleviliğin İslamla olan bu bağını zayıflatmak, hatta kopararak "özüne dönüşünü" sağlamak isteyen akımlar, görüşler var. Bu da kendi içinde anlamlı bir ayrışma veya arayış olarak görülebilir.

Kendisini Marksist-Materyalist bir felsefeye sahip olarak tanımlayan biri olarak, ben; Alevilerin bugün var olan bütün varyantları ile birlikte toplumda çok önemli bir demokratik-hümanist kaynak oluşturduklarını düşünüyorum.

İnanç ve mistisizm eleştirisi elbette geçerlidir.

Benim için önemli olan ister kuramsal olarak isterse gerçekte yaşanmakta olan Aleviliğin bugün toplumsal olarak BARIŞÇI olması; doğası ve çevresi ile birlikte İNSANA merkezi bir önem veren bir inanç olarak var olmasıdır; Alevilerin kendi dışındaki inançlara ve kültürlere de saygılı, diğerleriyle uyum içinde yaşayabilen, kimseye dayatma ve zorlama yapmayan, ilerici demokrat, toplumcu fikirlere açık İNSANLAR olması önemlidir.

Yani Aleviliğin ilk doğuşunda veya bugünkü var oluşundaki farklar ne olursa olsun, bugün bu inanç sahibi insanların diğer kültürler, inançlar ve hayatla NASIL BİR BAĞ kurdukları önemlidir derim.

Uğradıkları siyasi ve toplumsal ayrımcılıklara, zulümlere karşı onların yanında durmayı bir görev biliyor; onların sevecen ve insancıl dünyasını her fırsatta paylaşmayı seviyorum.


Recep Maraşlı

Yazı ve Resim Kaynak: Recep Maraşlı Facebook Sayfası

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.