1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Dinçer: İnanç Özgürlüğü Tek Mezhebe İndirgenmemeli
Dinçer: İnanç Özgürlüğü Tek Mezhebe İndirgenmemeli

Dinçer: İnanç Özgürlüğü Tek Mezhebe İndirgenmemeli

Eğitim -Sen Genel Başkanı Dinçer: "AKP Eğitim Sistemini Kendi İdeolojisine Uyduruyor" Eğitim -Sen'in 3 Gün Sürecek Olağan...

A+A-

Dinçer: İnanç Özgürlüğü Tek Mezhebe İndirgenmemeli Eğitim -Sen Genel Başkanı Dinçer: "AKP Eğitim Sistemini Kendi İdeolojisine Uyduruyor"
 
Eğitim -Sen'in 3 Gün Sürecek Olağan Kongresi Ankara'da Çalışmalarına Başladı. Eğitim -Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, AKP'nin Eğitim Sistemini Kendi İdeolojisine Uydurmak İçin Tüm İmkanlarını Seferber Ettiğini, Siyasal Kadrolaşma Yoluyla Eğitimin Tüm Kademelerindeki Etki ve Baskılarını Arttırdığını Söyledi.

Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, AKP'nin eğitim sistemini kendi ideolojisine uydurmak için tüm imkanlarını seferber ettiğini, siyasal kadrolaşma yoluyla eğitimin tüm kademelerindeki etki ve baskılarını arttırdığını söyledi. Dinçer, eğitimin giderek bir hak olmaktan çıktığını orta ve üst gelir gruplarının yararlandığı bir fırsat haline geldiğini belirterek, "Benzer sorunlar yükseköğretim açısından da sürmektedir. Üniversitelerdeki türban tartışmalarının boyutları göz önüne alındığında "türban sorunu'nun, ülkenin türbandan çok daha önemli sorunlarının örtüsü haline geldiğini söylemek mümkündür" diye konuştu.

Eğitim-Sen'in 3 gün sürecek olağan kongresi Ankara'da çalışmalarına başladı. Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, kongrenin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'de kapitalist sistemin dünyayı yeniden yapılandırma sürecinin en yoğun yaşandığı dönemden geçildiğini söyledi. AKP İktidarı boyunca on binlerce işçinin sendikalı oldukları gerekçesiyle işten atıldıklarını belirten Dinçer, iş hukukunun temel ilkelerinin alt üst edildiğini, kuralsız ve esnek çalışmanın temel kural haline getirildiğini savundu. IMF ve Dünya Bankası emirleri doğrultusunda Sosyal Güvenlik Reformu ortaya çıkarıldığını söyleyen Dinçer, söz konusu kanun ile sosyal hakların ortadan kaldırıldığını ifade etti. AKP'nin çalışma hayatında güvencesizleştirme ve emekçilerin sefalet ücretlerine mahkum edilmesi politikası uyguladığını kaydeden Dinçer, "AKP ortaya çıkan sosyal yıkım tablosu karşısındaki toplumsal tepkileri bir yandan baskı yoluyla sindirmeye çalışırken bir yandan da sosyal yardım adı altında sürdürülen sadaka politikalarıyla toplumsak tepkileri etkisizleştirmeye çalışmaktadır" dedi. Dinçer, dağıtılan sosyal yardımların da AKP'li belediyelerin yanı sıra tarikat ve cemaatler eliyle dağıtıldığını iddia etti.

-"ANA DİLDE EĞİTİMDEN VAZGEÇMEDİK"-

AKP Hükümeti'nin Eğitim-Sen'e ana dilde eğitimi savunduğu için kapatma davası açtığını hatırlatan Dinçer, Eğitim-Sen tüzüğünden ana dilde eğitim maddesini kaldırarak Eğitim-Sen'in açık kalmasını sağladıklarını anlattı. Dinçer, "Ancak bu maddeyi tüzüğümüzden çıkarmış olmamız, düşüncemizden çıkardığımız anlamına gelmemelidir. Ana dilde eğitim hakkını, dil biliminin gereği ve temel bir insan hakkı olarak savunmaya devam edeceğiz" dedi.

AKP'nin sermayeden olan bir tavır ortaya koyduğunu ifade eden Dinçer, çözümü üretilmeyen Kürt sorunu, türban sorunu, azınlıklar, Alevilik, Kıbrıs ve AB süreci gibi sorunların AKP'nin tutumunu ortaya koyduğunu söyledi. Türkiye'de ırkçılık ve şovenizmin körüklendiğini iddia eden Dinçer, "Sokaklar, alanlar savaş isteyen, halkları birbirine düşman yapmayı amaçlayan şizofrenik topluluklar tarafından doldurulmaktadır" diye konuştu.

Barışın sağlanması gerektiğinin ve kavganın faşizme karşı özgürlük kavgası olduğunu söyleyen Dinçer, "Ölümün ömrü yoktur, ömrü olmayanı savunmayın. Gelin hep birlikte yaşamı savunalım" dedi.

-"İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ TEK MEZHEBE İNDİRGENMEMELİ"-

Dinçer, farklılıkları laiklik zemine oturtmanın toplumu bölen bir anlayış olduğunu söyleyerek, "Yapay bir sorun olan türban meselesiyle toplumu parçalamakta, toplumun temel sorunlarının görünmesini engelleyebilmektedir. İnanç özgürlüğünü bir tek mezhebe indirgeyen, diğer dinleri, mezhepleri ve hatta inanmayanların haklarını görmeyen, duymayan zihniyet gerici ve ırkçı saldırganlıklarla sindirmektedir" diye konuştu. Dinçer, laikliğin insan haklarıyla, eşitlikçi ve demokratik yapılarla vaat edilebileceğini söyleyerek, şu anki laiklik anlayışının sakat bir kavram içine sıkıştığını ifade etti.

Türkiye'nin yıllardır farklı kültür, dil ve kimliklerin barış içinde yaşadığı bir ülke olduğunu anımsatarak son birkaç yılda yaşanan gelişmelerin endişe verici boyutlara ulaştığını söyledi. Bu durumun işaretlerinin bu yılın 1 Mayıs'ında İstanbul'da görüldüğünü söyleyen Dinçer, "1 Mayıs'ta yaşananlar kimlerin demokrasi ve özgürlüklerden yana olduğunu, kimlerin faşizm özlemi çektiğini bir daha göstermiştir" dedi. Dinçer, gerek SSGSS gerekse 1 Mayıs'taki tutumları ile Türk-İş ve Hak-İş'in emek hareketini zaafa uğrattıklarının da altını çizdi.

Türkiye'nin bağımsız ve demokratiklik hedefine ulaşması için 1982 Anayasası, siyasi partiler ve seçim yasası gibi "Antidemokratik" nitelikteki yasaların değiştirilmesi gerektiğini kaydeden Dinçer, grev hakkı ve sendika seçme özgürlüğüne getirilen kısıtlamaların da kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.

-"AKP EĞİTİM SİSTEMİNİ KENDİ İDEOLOJİSİNE UYDURUYOR"-

Eğitim-Sen Genel Başkanı Dinçer, eğitimin giderek bir hak olmaktan çıktığını orta ve üst gelir gruplarının yararlandığı bir fırsat haline geldiğini belirterek. "Benzer sorunlar yükseköğretim açısından da sürmektedir. Üniversitelerdeki türban tartışmalarının boyutları göz önüne alındığında "türban sorunu'nun, ülkenin türbandan çok daha önemli sorunlarının örtüsü haline geldiğini söylemek mümkündür" diye konuştu. AKP'nin eğitim sistemini kendi ideolojisine uydurmak için tüm imkanlarını seferber ettiğini söyleyen Dinçer, bir yandan da siyasal kadrolaşma yoluyla, eğitimin tüm kademelerindeki etki ve baskılarını arttırdığını savundu. Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğretmen ve personel açıklarını sözleşmeli ve ücretli öğretmen istihdamı ile aşmaya çalıştığını aşmaya çalıştığını anımsatan Dinçer, bu tür çalışma politikasını geçici çözümden başka bir şey olmadığını vurguladı. Dinçer, "Eğitimin zaten düşük olan niteliği, geçici istihdam uygulamaları ile daha da düşürülmüş, öğretmenlik mesleği sıradan bir meslek haline getirilmiştir" dedi.

ANKA - 9 Mayıs 2008

Bu haber toplam 16 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.