1. YAZARLAR

  2. Tuncay Özenç

  3. Karadeniz Güvenç Abdal Ocağının Tarihsel Süreci(1)
Tuncay Özenç

Tuncay Özenç

Can Karadeniz
Yazarın Tüm Yazıları >

Karadeniz Güvenç Abdal Ocağının Tarihsel Süreci(1)

A+A-
Karadeniz bölgesinin deniz gören Ordu-Giresun-Trabzon gibi sahil kesimlerinde genel olarak Güvenç Abdal Ocağına bağlı Aleviler yaşamaktadır. Hem coğrafi olarak hemde sayısal olarak oldukça fazla olmalarına rağmen yakın zamana kadar bu ocağın varlığından bile pek fazla kimse haberdar değildi.
Son zamanlarda gelişen iletişim, internet, sosyal medyanın araçlarının yaygınlaşmasıyla ve ocak adına yapılan sosyal faaliyetler ve çalışmalar sayesinde artık kısmen de olsa bilinir oldu. Ancak tarihsel geçmişi hakkında yeterli bilgi maalesef bulunmamaktadır.Bu eksikliği gidermek adına şahsen yaptığım çalışmalarla elde ettiğim bilgileri sizlerle paylaşmak isterim.
Daha önceleri de Güvenç Abdal ve Ocağı hakkında birtakım araştırmalar yapan kişi ve kurumlar oldu. Ancak bu çalışmalar maalesef bilimsel yansız ve tarafsız olmak yerine yanlı taraflı çalışmalar oldu. Güvenç Abdal Hünkar Hacı Bektaş Velinin Dergahının içerisinde yatan tek dervişi olmasına rağmen bu gerçeği görmezden gelerek O'na olduğundan farklı bir kimlik yükleyen, sanki beş vakit namaz kılan bir Cami imamı gibi göstermek suretiyle asimile etmeye çalışan art niyetli çalışmalar gördük ve yaşadık.
Bölgemiz tarihine kısaca göz atacak olursak;
Karadeniz bölgesi tüm Anadolu gibi kadim zamanlardan bugüne kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Bu medeniyetleri temsilen birçok tarihi eser halen daha ayakta durmaktadır.
İran Pers İmparatorluğundan M.Ö 386) Rum Pantos Krallığına (M.Ö.302), Doğu Roma İmparatorluğundan (M.Ö 63) kadar birçok medeniyet ve millet Karadeniz bölgesinde varlık göstermiş bölgenin tarihi ve kültürel birikimine katkı sağlamıştır.
Türk Oğuz boylarının batıya ilk göçleri ile birlikte Anadolu ve Karadeniz bölgesine gelen Oğuz boylarından bir tanesi de “Çepni” boyudur. Cesur anlamında kullanıldığı söylenmektedir. (Ebul Gazi Bahadır Han:51) İrine Melikof’ a göre Hacı Bektaş Veli, yakın çevresinden Yunus Mükri ile kadıncık Ana’nın da Oğuzların Üçok kolundan ve Çepni boyundandır.(Melikof,207:41) Çepni Türkmenleri; 1461’de Trabzon’un fethi ile daha doğulara göçmüşler, Artvin Sınırlarına kadar yer yer iskân etmişlerdir. Bölgede Çepni kültürü hâlâ canlıdır. Giresun’un Doğusu ile Trabzon’a bağlı Şalpazarı ve Beşikdüzü ilçelerinde yaşayanlara hâlâ Çepniler denilmektedir.( Prof.Necati DEMİR)TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2012 / 63 77)
Giresun’dan Kürtün’e kadar olan bölge Osmanlı Tahrir defterlerinde Vilayet-i Çepni olarak kaydedilmiştir (Sümer,1992:7,12,14; İnan,2003:72; Demir 2002;824) Bu yörenin giyiniş tarzı ve sözlü kültürü de Çepni kültürü olarak adlandırılmaktadır. 
Selçuklu Devletinin dağılmasından sonra özellikle Moğol istilasından ve Anadolu’nun karışık ortamından kaçarak hayatlarını devam ettirebilme gayreti ile Taşlıca köyüne gelen birçok Türk ve Türkmen boylular bölgenin nüfusunu kısa zamanda önemli ölçüde artmasına sebep olmuştur.
Güvenç Abdal’ın Kürtün Taşlıca’ya kurduğu Dergah çevresinde filizlenen ve genişleyen Alevilik Bektaşilik inancı ocak mensuplarının batıya doğru göçleri ile bu günkü Giresun, Ordu Samsun Zonguldak Ereğli, Adapazarı Gölyaka’ya, hatta Erzurum Şenkaya’dan Sivas Koyulhisar a kadar birçok bölgeye dağılmıştır. Bugün birçok yörede Güvenç Abdal Ocağı mensuplarına Kürtünden gelmiş olmalarına atıfla Kürtün’lü denilmektedir.
Karadeniz bölgesinin fethi sırasında özellikle Trabzon’un fethi (1461) sırasında gösterdikleri yararlılıklardan dolayı Karadeniz Çepnilerine Osmanlı devlet nezdinde önemli imtiyazlar verilmiştir. Bu bağlamda Kürtün Taşlıca’da Kurulu bulunan Güvenç Abdal Dergâhına Fatih Sultan Mehmet tarafından vakfiye verilmiş ve vergi muafiyeti getirilmiştir. Böylece Güvenç Abdal Dergâhının etkisi Trabzon, Gümüşhane, Giresun, Ordu’dan Samsun’a tüm bölgede daha da artmış ve en parlak dönemini yaşamıştır.
Güvenç Abdal Dergâhı 13. yüzyılın başından 15.yüzyılın ilk yıllarına kadar 200 yıldan fazla bir süre Karadeniz Alevi Bektaşilerinin Ocak merkezi olarak önemli bir görevi yerine getirmiştir.
Yavuz Sultan Selim Şah İsmail arasında yaşanan Çaldıran savaşından (1514) sonra Hanefi-Sünni İslam anlayışını Osmanlının devlet mezhebi olarak kabul etmiştir.
Bu anlayışa uymayan Alevi-Bektaşiliği din dışı ‘zındık’ ve ’Rafızi’ gibi kötü sıfatlarla tanımlamış ve Tüm Anadolu’da başlattığı Alevi Bektaşileri sindirme politikalarından Tüm Anadolu Alevi Bektaşileri gibi Güvenç Abdal Ocağı da nasibini almıştır.
Şah yanlısı olmakla suçladıkları özellikle Alevi Bektaşi inanç önderi olan Dede soylularının en fazla 3 hane olarak İran a gitmelerine veya tek hane olarak daha önce kimsenin gitmediği Anadolu nun başka bölgelerine gitmelerine izin verilerek göçe zorlanmışlardır. Terk etmeyenler ise Hanefi Sünni olmayı kabul ederek bölgedeki varlıklarını sürmüşlerdir.
Dergâh üzerinde artan Osmanlı baskısı yüzünden Dergâha bağlı birçok Çepni boylusu başka bölgelere göç etmiştir. Erzurum Şenkaya, Adapazarı Gölyaka’ya, Sivas Koyulhisar’a göç edenler bu gün halen daha varlıklarını devam ettirmektedirler. Başka bölgelere göç etmeyenler ise bulundukları sahil yerleşkelerinden kuş uçmaz kervan geçmez iç ve yüksek kesimlere göç etmişlerdir. Bugün Gürgentepe Gölköy Mesudiye gibi Yüksek rakımlı ilçelerde varlıklarını halen daha devam ettirmektedirler.
Güvenç Abdal Ocağına bağlı Çepni Alevi Bektaşi’lerinin göç ederek boşalttıkları yerleşkelere Hanefi Sünni mezhebine bağlı başka guruplar gelmiş ve yerleşmiştir. Özellikle “Büyük Kaçgun Dönemi” olarak tanımlanan 17. Yüzyılda Anadolu’nun tamamında yaşanan göç dalgaları ile Abhazya’dan ve Gürcistan’dan gelen Gürcüler yerleştirilmiştir.
Gümüşhane Kürtün Taşlıca’da bulunan Güvenç Abdal Dergâhı üzün süre baskı altında tutulmuş ve iyice etkisizleştirilmiştir. Dergâhın hemen yanına bugünde ayakta olan bir cami yaptırılmış (1839) Dergâhta Mürşitlik yapan Güvenç Abdal evlatlarından bu camide hocalık yapmaları istenmiştir. Aksi halde Fatih Sultan Mehmet tarafından Dergâha verilen vakfiyelerin geri alınması ve dergâhın kapatılması ile karşı karşıya kalmışlardır.
Aynı dönemde Hacı Bektaş Veli Dergâhının içerisine de bir cami yapılmış (1826) Hanefi-Sünni mezhebini kabul etmeyen Postnişin Hamdullah ÇELEBİ İdamla yargılanarak Amasya’ya sürgüne gönderilmiştir.
Geceleri Dergâhta Dedelik, gündüzleri camide hocalık yapmak zorunda kalan Güvenç Abdal soylularının ilk kuşakları bunu bir zorunluluk olarak yaptıklarının farkında olsalar da sonraki kuşaklar, Alevilikten Sünniliğe, Cemevi Dedeliğinden Cami hocalığına hafif bir geçiş yapmışlardır. Bu gün halen daha hayatta olanları görevlerini devam ettirmektedirler.
Karadeniz in sahil gören Alevilerinin İnançsal merkezi olan Kürtün Taşlıca’da bulunan Güvenç Abdal Dergâhının önce inançsal izleri silinmiş sonra da fiziksel olarak ta ortadan kaldırılmıştır. Alevilik Bektaşilik bu bölgede artık tamamen yok olmuştur.
Güvenç Abdal Dergâhının yaşadığı bu olaylar, bugün Cem vakfı ve Gülen Cemaati eliyle hayata geçirilmek istenilen Cami Cemevi projesinin uygulanmış bir örneğidir Biraz zaman alsa da kesin sonuç alınan bir Osmanlı projesidir.
Güvenç Abdal Dergâhının işlevini kaybetmesinden sonra 17.yüzyılın başlarından itibaren Güvenç Abdal ocağının dedelik hizmetini yerine getiren dede ocaklılar göç ederek Ordu Gürgentepe’ye gelmişler ve buraya yerleşmişlerdir.
Böylelikle Güvenç Abdal ocağının yeni inanç merkezi Gürgentepe olmuştur. Güvenç Abdal Ocağının dedeleri Ocağa bağlı Ordu, Giresun Trabzon, Zonguldak Ereğli ve büyükşehirlere göç etmiş tüm taliplerin görgü cemlerini cenaze hizmetlerini vb. tüm inançsal hizmetlerini Gürgentepe den yürütmektedirler.
Tuncay ÖZENÇ
Alevi Kültür Dernekleri
Ordu Şube Başkanı
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.